YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21301
KARAR NO : 2020/12503
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
Kasten yaralama suçundan sanık …’un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/1, 86/3-a (2 kez), 87/3, 62 (2 kez) ve 52. maddeleri gereğince 3 defa 3.000,00 Türk Lirası adli para ve 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bitlis Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2013 tarihli ve 2012/160 Esas, 2013/420 Karar sayılı kararının 18.06.2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 14.04.2017 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/1, 86/3-a (2 kez), 87/3, 62 (2 kez) ve 52. maddeleri gereğince 3 defa 3.000,00 Türk Lirası adli para ve 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2019/114 Esas, 2019/302 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 24.07.2020 tarihli ve 2020/8880 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.08.2020 tarihli ve 2020/71610 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 03.09.2019 tarihli ve 2019/3389 Esas, 2019/2169 tarihli kararı ile “Katılanların kadın olmasına rağmen, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesinden önceki aşamada, kardeşe karşı kasten yaralama suçları yönünden suçtan zarar gören Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına davanın ihbar olunmaması ve anılan kararın adı geçen kuruma tebliğ edilmemesi karşısında, söz konusu suçlar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediğinin, dolayısıyla inceleme konusu 24.05.2019 tarihli kararın yok hükmünde olduğunun düşünülmesi halinde mahallinde inceleme konusu karara yönelik olarak KANUN YARARINA BOZMA İHBARINDA BULUNULABİLECEĞİ” şeklindeki açıklamaya yer verildiği anlaşılmakla,
Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Bitlis Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2013 tarihli kararı sanık ile katılanlara tebliğ edilmiş ise de; somut olay kapsamında sanık hakkında annesi ile kız kardeşlerine yönelik yaralama suçlarından mahkumiyet kararı verildiği nazara alındığında, söz konusu suçlar açısından suçtan zarar gören konumundaki Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına davanın ihbar olunmadığı ve anılan kararın adı geçen kuruma tebliğ edilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz kesinleşmediği ve hükmün açıklanması için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde öngörülen koşulun oluşmadığı gözetilmeden, incelemeye konu suçlar yönünden hükmün açıklanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
29.02.2020 tarihli, 31054 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 tarihli, 2019/6 Esas ve 2019/7 Karar sayılı kararına göre; 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesi zorunlu olmadığından mahkemece hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
İhbarnamenin içeriğinde sanık hakkındaki istinaf incelemesinden geçen kararların da talepnameye yazıldığı anlaşılmış ise de; yaralama suçundan istinafa tabi diğer hükümlerin merciince incelendiği anlaşılmıştır. CMK’nin 309. maddesine göre istinaftan geçen kararlara yönelik kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün bulunmamaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle, sanık hakkında Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.