YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4958
KARAR NO : 2020/2512
KARAR TARİHİ : 01.06.2020
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/09/2014 tarih ve 2014/73-2014/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin özel/01577 sayılı tanınmış marka olarak davalı Kurum nezdinde tescilli “BİM” ibareli marka ile “BİM” esas unsurlu 35. sınıfta tescilli bir çok markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin 2010/32179 sayısı ile “KİM KALİTEDE İNDİRİMDE MARKA” ibarelisinin 35. sınıftaki mağazacılık hizmetlerinde adına tescili için diğer davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK’in 19/12/2013 tarih 2013-M-7816 sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin markasındaki “BİM” ibaresi ile davalı şirket markasındaki “KİM” ibarelerinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bu nedenle markalar arasında bağlantı kurulabileceğini, davalı şirket markasının müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanacağını, görsel ve işitsel açıdan iltibas tehlikesi bulunduğunu, marka sınıflarının aynı olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olması sebebi ile 556 sayılı KHK 8/4 maddesindeki şartların gerçekleşme ihtimalinin olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 19/12/2013 tarih 2013-M-7816 sayılı kararının iptali ile 2010/32179 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, markalar arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından iltibasa neden olabilecek herhangi bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu markanın tescili halinde 556 sayılı KHK 8/4 maddesindeki koşulların gerçekleşmeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasının başta İstanbul olmak üzere İzmir, Kocaeli, Tekirdağ, Sakarya, Manisa’da 100’ü aşkın mağaza ile marketçilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin markası ile davacı şirket markaları arasında iltibas tehlikesi olmadığını, markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, markalardaki ilk harf olan “B” ve “K” harflerinin işitsel, görsel ve anlamsal farklılık yarattığını, davacının ve müvekkilin tüketici kitlelerinin farklı olduğunu, markaların karıştırılma ihtimali olmadığını, markaların benzemediğinden 556 sayılı KHK 8/4 maddesi şartlarının değerlendirilmesine gerek bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının ticaret unvanı ve markalarının “BİM” ibareli olduğu, uzun süreli kullanım ve yaygın dağıtım ile tanınmışlık vasfı edindiği, market zincirinde kullanıldığı, davalının markasının ise “KİM KALİTEDE İNDİRİMDE MARKA” ibareli olduğu, asıl ve ayırt edici unsurunun “KİM” ibaresinden oluştuğu, bu markanın market zincirinde kullanıldığı, her iki tarafın markalarının 35/6.sınıfta yer alan mağazacılık hizmetini içerdiği, ancak başvuru konusu “KİM” ibareli işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak yapılan gözlemde görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktığı umumi intibaı itibariyle davacının tanınmışlık vasfı bulunan “BİM” ibareli markaları ile benzer olmadığı, ortalama düzeydeki alıcıların markalar arasında bir ilişkilendirme kurmayacağı, zira marka ve işareti bütün olarak algılayacakları ve hafızalarında tutacakları, karşılaştırmayı da bu şekilde yapacakları, bunun sonucunda ilk bakışta doğacak intibaının farklı olması sebebiyle davacı markasıyla sunulan hizmetleri satın almak isterken davalı işaretiyle sunulan hizmetleri tercih etmeyecekleri, bu marka ve işaret ile sunulan 35. sınıf hizmetlerin idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketler tarafından verildiği şeklinde herhangi bir ilişkilendirme kurmayacakları, esasen davacı ve davalının “BİM” ve “KİM” ibareli markalarla ülkenin dört bir yanında yer alan şehirlerde 35/6.sınıf hizmetlerde yani mağazacılık hizmetinde markalarını uzun zaman öncesinden bu yana birlikte ve eş zamanlı kullandıkları, buna karşın aralarında bir karışıklık doğmadığı, eğer bir ilişkilendirme doğmuş olsaydı bununla ilgili şu ana kadar tarafların karşılıklı davalar açmalarının beklenebilir bir hal olduğu, uzun zamandır eş zamanlı kullanım sırasında doğmayan iltibas ve haksız yararlanmanın şu anda nasıl olup da doğduğunu davacının bir mantık muhakemesi, tahlil ve piyasa davranışlarına dayalı bilgilerden elde olunacak veriler kullanılarak ispat etmesinin gerektiği, böyle bir ispatın bulunmadığı, davalının 2006/32971 ve 2006/33165 sayılı markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun da “KİM” ibaresinden oluştuğu, anılan markaların 35/6. sınıftaki mağazacılık hizmetini içerdiği, davalının 2010/32179 sayılı markasının işletmesel köken itibariyle önceki markalarının serisi niteliğinde bulunduğu, davacı markalarına değil kendisine ait önceki markaları hatırlattığı, açıklanan nedenlerle başvurunun tescilinin davacının markalarıyla iltibasa sebebiyet vermeyeceği gibi onun tanınmışlığından haksız yarar sağlamayacağı, itibar ve ayırt edici karakterine de zarar vermeyeceği, davacının BİM dışındaki markalarını zaten kullanmadığı, esasen anılan markalarla ilgili olarak da yukarıda ifade edilenlerle aynı sonuca ulaşılmasının kaçınılmaz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.