Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/1601 E. 2020/3184 K. 09.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/1601
KARAR NO : 2020/3184
KARAR TARİHİ : 09.06.2020

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Düzce İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Düzce İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan adresin borçlu ile bağının kalmadığını, kendisine ait olan taşınmazı ve fabrikayı borçluya kiraladığını, ancak kira borcunun ödenmemesi nedeniyle borçlunun adresten ayrıldığını, mahcuzların kendisine ait olduğunu belirterek hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ve üçüncü kişinin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla Düzce İş Mahkemesi tarafından verilen tedbir kararından sonra borçluya ait iş yeri ve makinelerin davacıya devir ve satışının yapıldığını, yapılan devir ve satış işlemlerinin muvazaalı olmasa bile geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının sunduğu belgeler ve tüm dosya kapsamından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 13.12.2017 tarihli 2017/2650 Esas ve 2017/2514 Karar sayılı kararı ile haciz mahallinin borçlunun eski iş yeri olması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğu, üçüncü kişinin sunduğu envanter satış kaydı ve kira sözleşmesinin ise karinenin aksini ispat için güçlü delil olmadığı gerekçesiyle, istinaf talebinin esastan reddine karar vermiş,istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1.İİK’nin “Takibin Durması ve Düşmesi” başlıklı 193. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında: “İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. Kararın kesinleşmesi ile bu takipler düşer…” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer yandan istihkak davasında geçerli haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında, Mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekir.
Takip borçlusu hakkında, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 12/09/2018 tarihli ve 2014/1397 Esas ve 2018/983 sayılı Karar ile iflas kararı verildiği anlaşılmaktadır. İflas kararının kesinleşmesi üzerine borçlu hakkındaki takipler ve hacizler İİK’nin 193/2. maddesi uyarınca düşecektir. Ayrıca, borçlu hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesi üzerine; konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekir. Bu durumda, iflas kararı, istihkak davasının şartlarına doğrudan etki edeceği için Mahkemece, iflas kararının kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak, oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebebine göre davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (1) bentte yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.