YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4661
KARAR NO : 2020/2944
KARAR TARİHİ : 17.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Dörtyol 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10/07/2019 tarih ve 2018/419-2019/374 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dükkanını 1999 yılının Ağustos ayından başlamak üzere davalıların ortağı ve temsilcisi olduğu Kendirliler Dayanıklı Tüketim A.Ş isimli şirkete kiraya verdiğini, 2002 yılına ait kira bedeli olan 12.972,00 TL’nin ödenmediğini, icra takibine başlanıldığını, davalıların icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, ikinci bir kira sözleşmesini hazırlandığını, kira sözleşmesinin boş bırakılan kısımlarının doldurularak bu sözleşmeye dayanıldığını, sonrasında ikinci sözleşmenin iptal edildiğini, davalılar tarafından kira bedellerinin ödenmediğini, taraflar arasında 2002 yılından sonra kira bedelinin tespiti konusunda ihtilaf olduğunu, iptal edilen sözleşmeye göre ödeme yapıldığını, icra takibe yapılan itiraz üzerine itirazın kaldırılması için 2010/10 esas sayılı davanın açıldığını, kiracı Kendirliler Dayanıklı Tüketim Mamulleri Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin tasfiyeye girdiğinin belirtildiğini, davalı şirket yöneticilerinin kira alacağını karşılıksız bırakma niyetinde olduğunu, gerekli tedbiri almayan ve kötüniyetle sonradan tanzim edilen 1 Ekim 1999 tarihli sözleşmeye dayanan yöneticilerin şahsen sorumlu olduğunu ileri sürerek dava tarihinden itibaren ana paraya işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 283.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu kira borcunun tarafı olan şirketin yaşanan ekonomik krizler ve yoğun rekabet dolayısıyla 2007 yılından itibaren zarara uğraması nedeniyle tasfiye sürecine girdiğini, şirketin tasfiyeye girmesinde davalıların kasıt, kusur veya ihmallerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davacının zararı ve sorumluları davanın açıldığı tarihte öğrenmesine rağmen öğrendiği tarihten itibaren 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinde öngörülen iki yıllık sürede davanın açılmadığı gerekçesiyle tasfiye memuru … yönünden davanın zamanaşımı yönünden reddine, … yönünden ise davanın ispatlanmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 560 maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin davalı tasfiye memuru … yönünden gerçekleşmiş bulunmasına, diğer davalı yönetim kurulu üyesi …’in kasdi ve ihmali bir sorumluluğunun ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.