YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5833
KARAR NO : 2020/2855
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1301 ada 5 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni idareye ait olduğunu, dava konusu taşınmazda 130,00 m2 lik yerin cami lojmanı olarak davalının işgali altında bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 9.327,00 TL ecrimisil alacağının her dönem sonu tahakkuk eden miktar üzerinden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendisinin cami imamı olduğunu, Müftülükçe bu yerin kendisine tahsis edildiğini, lojmanı cemaatin yaptırmış olduğunu, davacının ancak arsa için ecrimisil alabileceğini, bu yeri 4-5 aydır kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının haksız bir işgali sözkonusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı Vakıflar Genel Müdürlüğünün tapu kaydına dayalı ecrimisil talebine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1301 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, cami niteliğinde 1.029,00 m2 yüzölçümü ile Hacı Hamza Vakfı adına 13.08.1945 tarihli tapulama işlemi ile tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalıya, Fatih Müftülüğü tarafından Hacı Hamza Cami’ne atandıktan sonra herhangi bir yazılı tahsis belgesi düzenlenmeden cami müştemilatındaki yeri lojman olarak kullanması imkanı sağlandığı, dolayısıyla davalının haksız bir işgalinin olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın davacı kurum adına tapuda kayıtlı olduğu ve beyanlar hanesinde camiye ya da cami görevlilerine tanınmış herhangi bir intifa hakkı bulunmadığı anlaşıldığına göre, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak Yargıtayın belirlediği ilke ve esaslar çerçevesinde, bilirkişi incelemesi yaptırılarak ecrimisil hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.