YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5544
KARAR NO : 2020/2788
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kocaeli 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 12.07.2018 tarihli ve 2016/447 Esas, 2018/543 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez hükmün duruşmalı yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı alacaklı vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.03.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davalı borçlu vekili Av. … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, karar için belirlenen 02.06.2020 tarihinde dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı vekili, borçlu şirket ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğunu, borçlu şirketin müvekkilinden menkul satın aldığını, ancak bedelini ödemediğini, haczi önlemek amacıyla menkulleri davalı üçüncü kişiye satmış gibi gösterildiğini, haciz yapılan yerin oto galeri olduğunu, haczedilen menkullerin satılık araçların arkasına gizlenen kapalı bir depo içerisinde bulunduğunu, alüminyum kompozit ve profil gibi hacze konu menkullerin davalı üçüncü kişinin faaliyet alanı ile ilgili olmadığını açıklayarak davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, malları borçludan satın aldığını, mahcuzların üzerinde davacıya ait logo bulunmasının malın borçluya ait olduğunu göstermeyeceğini, araç satışı dışında çelik vs. faaliyetinde de bulunduklarını, davanın reddine karar verlmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin üçüncü kişinin ticaret sicil adresinde yapıldığı, ortakların farklı olduğu, bilirkişi raporuna göre, mahcuzların fatura ile uyumlu olduğu, faturaların ve ödemelerin ticari defterde kayıtlı olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 6.5.2019 tarihli, 2018/2545 Esas, 2019/943 Karar sayılı kararı ile borçluya ödeme emrinin haciz uygulanan adreste tebliğ edilmediği, haciz mahallinde borçlunun hazır bulunmadığı ve borçluya ait evraklar bulunmadığı, ticaret sicil kayıtlarında haciz uygulanan adresin 3.kişinin adresi olduğu dikkate alındığında, mülkiyet karinesinin 3.kişi lehine olduğu, taraflar arasında organik bağ bulunduğunun, borçlu ile 3.kişi arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğunun usulünce ispat edilemediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, istinaf kararı davacı alacaklı vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı alacaklı vekiline 17.6.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından 16.08.2019 tarihinde karar temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinden verilen temyizi kabil kararlara karşı taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Davacı alacaklı vekili, kararın elektronik tebligat ile sadece duruşma için yetkili kılınan ve zorunlu askerlik hizmetini yapan vekile tebliğ edildiğinden bahisle tebligatın usulsüz olduğunu iddia etmiş ise de, dosya kapsamında yer alan vekaletname ve yetki belgesine göre davacı vekillerinin yetkili kıldığı Av. …’ın yetki belgesinde “vekaletnamedeki tüm yetkiler hususunda” yetkili kılındığına dair ibarenin yer aldığı, yine E-Tebliğ Yönetmeliğinin 17. Maddesinde; “Kısıtlılık, ceza infaz kurumuna girme veya askerlik hizmeti gibi hukuki ve fiili sebeplerle elektronik tebligat hizmetinden yararlanma imkanı ortadan kalkmış muhatabın elektronik tebligat adresi, ilgilisinin bildirimi üzerine PTT tarafından bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde kullanıma kapatılır.” düzenlemesinin yer aldığı, anılan vekilin tebliğ adresinin askerlik hizmeti nedeniyle kapatıldığına dair dosyaya yansıyan bir bilgi olmadığı, adresin kapalı olmaması nedeniyle de elektronik tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, 6100 sayılı HMK’nin 361. maddesinde öngörülen iki haftalık temyiz süresi geçmiş bulunduğundan temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin yukarıda açıklanan nedenle REDDİNE, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.