YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3215
KARAR NO : 2020/1976
KARAR TARİHİ : 24.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İscehisar Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 09/04/2018 tarih ve 2018/29 E- 2018/145 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30/04/2019 tarih ve 2018/1744 E- 2019/903 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … tarafından açılan İscehisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/320 Esas sayılı dava dosyasının dokuzuncu celsede sunduğu karşı dava dilekçesinde, taraflar ve dava dışı diğer kardeşler arasında sözlü miras taksimi yapıldığını, davalının kötüniyetle şirket feshi davası açtığını, davalıya şirketteki hissesi karşılığında Afyonkarahisar OSB’de yaklaşık 700.000,00 TL değerinde bir gayrimenkul verildiğini, gayrimenkulün davalının şirketteki hissesinin devri karşılığında verilmiş olduğunu, ancak tapunun davalıya devredilmesine rağmen davalı …’ın hisse devrine yanaşmadığını, davalı tarafından açılan şirketin feshi davasının reddi gerektiğini, davacının şirket ortaklarını toplantıya çağırmasına rağmen ortakların yanaşmadığını, bu nedenle dava dışı Ender Mermer San. Tic. Şti’ye ceza kesildiğini ve mermer ocağı çalışmadığı için ruhsatının düşürüldüğünü ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı şirkette ortakların paylarının ticari sicil kayıtlarıyla sabit olduğunu, muris Salih Kılınçarslan’ın 2011 yılında vefatından sonra yapılan 08/12/2011 tarihli genel kurul ortaklar toplantısında murisin hisselerini mirasçılar arasında rızai taksim ile paylaştırılmış olduğunu, ancak davalının murisin ölümünden evvelde şirkette ortak olduğunu, 6102 sayılı TTK’nın 616/h bendinde bir ortağın çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması yetkisinin münhasıran genel kurula ait olduğunu, davacının böyle bir talep hakkının bulunmadığını, TTK’nın 640. maddesine göre de şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı nedene dayanılarak şirketten çıkarılabileceğinin düzenlendiği, bu durumda davacının ortak sıfatıyla müvekkilini ortaklıktan çıkarma davası açmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK’nın 640/3. maddesince haklı nedene dayalı olarak bir ortağın şirketten çıkarılabilmesi için ancak şirket tarafından dava açılabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair bir düzenleme olmadığını, davacı şirketinde ortağın çıkarılmasını talep edebilmesi için TTK’nın 616/h bendi gereği bu konuda alınmış bir genel kurul kararı olması gerektiği, davacı tarafından bu konuda alınmış bir genel kurulu kararı sunulmadığı ve davacının bu davayı açmak için aktif dava ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın taraf ehliyeti yokluğu (aktif husumet) nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK 640. maddesindeki düzenlemeye göre davacı ortağın diğer davalı ortak aleyhine ortaklıktan çıkartılma davası açma yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin şirket genel kuruluna ait olduğu, bu nedenle dava açmakta aktif husumeti olmayan davacı yönünden İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerkçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.