YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16668
KARAR NO : 2020/2731
KARAR TARİHİ : 01.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Tescil, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş, davacı vekilinin duruşmalı temyiz talebi değerden ve pul yokluğundan reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davaya konu 1871 ada 2 parsel numaralı taşınmazın harici satım sözleşmesiyle satın alındığını bu nedenle davacı adına tescili, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ödenen bedelin 10.000 TL’lik kısmının faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı …Tekstil Şti vekili, müvekkilinin taşınmazı 22.08.2003 tarihinde satın aldığını, davacının dava konusu taşınmaz hakkında muvazaalı satımın iptaline ilişkin Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/765 Esas, 2006/10 Karar sayılı dosya ile müvekkiline karşı dava açtığını, yine Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/418 Esas sayılı dosyasıyla davaya konu taşınmaz hakkında tapu iptali ve tescil ile tazminat davası açtığını, davanın derdest olduğunu, davacı ile davalılardan Yakup ve Otomat… Şti. arasındaki sözleşmenin davalı …Tekstil… Şti.’yi ilgilendirmediğini, bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Davalı Otomat… Şti. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının harici satım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde tazminat talebinin Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/710 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, her iki davanın ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle, davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satım sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
HMK’nin 114/1-ı maddesinde derdestlik hali olumsuz dava şartı olarak, yani varlığı davanın esasının incelenmesine engel teşkil eden dava engeli olarak düzenlenmiştir. Hemen belirtilmelidir ki dava şartları hakimin kendiğinden gözetmesi gereken hususlardır. Kanunun aradığı manada derdestlikten söz edilebilmesi için, görülmekte olan ve henüz nihai bir hükümle neticelenip kesinleşmemiş (mevcut ve devam eden) bir dava bulunmalı, sonradan açılan (sonraki tarihli) davada ise davanın taraflarının, konusunun ve sebeplerinin önceki davadaki ile aynı olması gerekir. Böyle bir halde ise derdestlik durumu açılan ikinci davanın görülmesine usuli engel teşkil edip ilk açılan davaya etkisi yoktur.
Somut olayda, davacı ile davalılardan … arasında yapılan 15.11.1990 tarihli harici satım sözleşmesiyle davaya konu 1871 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın davacıya satıldığı, bedelinin ödendiği iddiasıyla taşınmazın davalı …Tekstil… Şirketi adına olan tapu kaydının iptaliyle davacı adına tescili, olmadığı takdirde ödenen bedelin iadesi talep edilmiştir. Mahkemece derdestliğe konu edilen, Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/710 Esas sayılı dosyasında ise, davacının 1871 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın davacıya haricen satıldığı, davacının taşınmaz üzerine iyiniyetle kapalı alan yaptığı bu nedenle davaya konu taşınmazın davacı adına tescilini, olmadığı takdirde üst yapı bedelinin davalı Katan… Şirketinden tahsilini talep ettiği, Mahkemece 15.10.2014 tarihinde tapu iptali ve tescil talebinin reddine, muhdesat bedelinin davalı Katan… Şirketinden tahsiline karar verildiği, hükmün davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2015/4365 Esas, 2015/5860 Karar sayılı ilamıyla, davanın TMK’nin 724 maddesine göre açılan tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin bulunduğuna, davacının taşınmaz malikinin davalı olduğunu bilmesine rağmen yapıları yapmasında haklı bir nedeni olmadığından davacı bakımından TMK’nin 3. maddesindeki subjektif iyiniyetin gerçekleşmediğine, bu nedenle davacı yararına sadece TMK’nin 723/son maddesi gereğince tazminata hükmedilebileceğine, taşınmaz değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret edilerek bozma kararı verildiği, bozma üzerine yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, derdestliğe konu davadaki talebin TMK’nin 724 maddesine göre açılan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olduğu, eldeki davadaki talebin ise harici satım sözleşmesi nedeniyle tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili olmadığı takdirde harici satım nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olup, derdestlik dava şartı koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davacının dava dilekçesindeki talebi doğrultusunda taraf delilleri toplanıp gerekli araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.