YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19049
KARAR NO : 2020/3135
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
KARAR
1. Davalılardan … Yerel Mahkemenin hükmünü temyiz etmiş ise de; temyiz yoluna başvuru harcının yatırılmamış olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, harcın yatırılması için muhtıra çıkarılmış ise de, dosya kapsamına göre sonucunun ne olduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda,
Temyiz harcının kaynağı, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK’un 434/2 maddesi ile 10.05.1965 tarihli ve 1965/1-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararıdır. Bu İçtihadı Birleştirme Kurulu kararına göre, temyiz yoluna başvurmada maktu ilam harcının tamamının ya da nispi ilam harcının dörtte birinin peşin olarak alınması gerekir. Davanın kabulüne ilişkin hükmü temyiz eden davalının temyiz karar harcı yatırmadığı anlaşıldığından, hükmü temyiz eden davalının, Mahkemece hüküm altına alınan karar ve ilam harcının dörtte birini peşin olarak yatırması gerektiğinden 25.01.1985 tarihli ve 5/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ile 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK’un 434/3. maddesi gereğince, temyiz karar harcını tamamlaması için adına muhtıra çıkarılması, verilecek 7 günlük kesin süre içerisinde temyiz karar harcını yatrıması aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun muhtırada belirtilmesi, verilen kesin süre içinde temyiz harcını yatıramaması halinde Mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği konusunda aynı biçimde muhtırada uyarı yapılması, tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük kesin sürenin dolmasının beklenmesi, verilen kesin süre içinde harcın tamamlanması halinde dosyanın temyiz incelemesi için gönderilmesi, tamamlanmaması halinde ise, Mahkemece, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilerek, yedi günlük temyiz süresinin beklenmesi; anılan kararın temyizi halinde temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi,
2. Davalılardan …, …’a gerekçeli karar tebliğ Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesine göre yapılmış olup,
Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesine göre; kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste sürekli bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur.
Kararın davalılara tebliğine ilişkin evrakın Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca usulüne uygun tebliğ edilmediği zira; muhatabın adreste bulunmama nedeni araştırılmadan, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği, dönecekse ne zaman döneceği tevsik edilmeden ve 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması işleminden hangi komşunun haberdar edildiği tam olarak belirtilmeden tebliğ yapılmıştır. Bu durumda, anılan tebligatların yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca usulsüz olduğu açık olduğundan, gerekçeli kararın davalılara usulüne uygun tebliği yapılarak tebligat evrakının dosya arasına konulması ve temyiz süresinin beklenmesi,
3. Davalılardan … ve …’e gerekçeli karar tebliği Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesine göre yapılmış olup,
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; Yine, 6099 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanunun 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre,“Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir.
Mahkemece, bahsi geçen davalılara gerekçeli kararın tebliği, Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesine göre yukarıda bahsedilen usullere göre yapılmadığı anlaşıldığından, öncelikle bahsi geçen davalıların bilinen adresine normal tebligat çıkarılması, tebligatın yapılmaması durumunda MERNİS adresine normal tebligat çıkarılması tebligatın yapılamaması halinde 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılarak, tebligat evraklarının dosya arasına konulması ve temyiz süresinin beklenmesi,
4. Dava konusu 919 ada 64 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma evraklarının, harita ve eklerinin eksiksiz olarak getirtilerek dosyaya eklenmesinden,
Sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Mahalli Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 09.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.