YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4162
KARAR NO : 2020/2183
KARAR TARİHİ : 02.03.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/12/2017 tarih ve 2015/491 E- 2017/1195 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 03/07/2019 tarih ve 2018/797 E- 2019/869 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile davacının, davalı tarafa 2.560 adet Kombassan Holding SA hisse karşılığı 25.600 Euro verdiğini ve davalının müvekkilinin yatırmış olduğu para karşılığı makbuz verdiğini, davalı tarafından SPK’ya sunulan listelere göre de müvekkilinden 13/07/2000 tarihinde 25.565 Euro’nun tahsil edildiğini, davalı tarafın müvekkilinden tahsil edilen tutarı Kombassan Holding SA tahsilat listesinde değil Kombassan İnşaat tahsilat listesine kaydettiğini, davalı şirket ve temsilcisi hakkında Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yasal işlem başlattığını, davalıların Bankacılık Kanunu’na aykırı şekilde mevduat topladığını, bu konuda ceza davaları açıldığını, bu nedenle müvekkilinin davalı şirketlerde geçerli bir ortaklığı bulunmadığının tespiti ile müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen 25.600 Euro’nun tahsil tarihi itibariyle 3095 sayılı Kanun’un 4/a.maddesi uyarınca Devlet bankalarının yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, hak düşürücü süre ve zamanaşımı def’inin yerinde olmadığını, davalı şirketin SPK’ya kendisinin sunduğu CD’ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete 25.565 Euro ödeme yaptığını, davalı tarafın yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm olduğu yönündeki talebinin kesin hüküm için aranan hukuki sebebin aynı olma şartı bulunmadığından yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının, davalı Bera Holding A.Ş.’nin ortağı olmadığının tespitine, 25.565 Euro’nun Türk Borçlar Kanunu’nun 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 4/a maddesi gereğince, devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli euro mevduat hesabına ödediği 24/04/2015 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce, Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/645 Esas 2016/566 karar sayılı kararı ile Federal Almanya Cumhuriyeti OLG Düsseldorf Mahkemesi’nin 25/01/2013 tarih ve 1-17 U 34/11 sayılı dosyasından verilen kararın tanınmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, tarafların, dava sebebinin, dava değerinin aynı olduğu, bu itibarla kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin bulunmamasına ve HMK’nin 114/1-i maddesi gereğince kesin hükmün dava şartı olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.