YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3614
KARAR NO : 2012/7527
KARAR TARİHİ : 22.03.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.000 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının çalıştığı bankaya kredi başvurusunda bulunmak üzere gelen davalının eşinin, davacının telefon numarasını kredi başvurusu hakkında bilgilendirilmek üzere alıp telefonuna kaydettiğini, eşinin davacıyı aramasını gören davalının sürekli davacıyı arayarak rahatsız ettiğini, davalının, eşi ile davacının arasında ilişki olduğu yönünde söylemlerde bulunması nedeniyle çalıştığı bankayı değiştirmek durumunda kaldığını, bu olay yüzünden büyük üzüntü duyduğunu ileri sürerek, 5.000.00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yersiz olan davanın reddini istemiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, özel hayata müdahale edildiği ve kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle açılan manevi tazminat istemine ilişkindir.Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. BK’nun 47.maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tazminat adalete uygun olmalıdır. takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar her olaya göre değişebilir. Davaya konu olan olayda; davalının, davacıyı sürekli telefonla arayarak rahatsız ettiği, davacının bu olaylar nedeniyle iş ve aile ortamının bozulduğu, kişilik haklarına ve özel yaşamına saldırıda bulunulduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; özel durum ve koşullar karşısında talebin 4000.00 TL olarak kabulü adil olmamıştır. Takdir olunacak manevi tazminatın davacının zenginleşmesine neden olmayacak bir tutar olması gerekir. Açıklanan nedenlerle hakkaniyete uygun ve daha düşük bir miktara hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.