Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4809 E. 2020/3893 K. 24.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4809
KARAR NO : 2020/3893
KARAR TARİHİ : 24.06.2020

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı vekili, temsilcisi olduğu mazbut vakfın kayden maliki olduğu 119 ada 61 parsel sayılı taşınmazın 30 m2.lik bölümünü komşu parselden davalıların bahçe olarak kullanmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürerek 01.07.2007 ila 30.09.2010 tarihleri arasındaki döneme ilişkin faizi ile birlikte 1.887,00 TL ecrimisilin tahsilini istemiştir.
Bir kısım davalılar, dava konusu taşınmazı kullanmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza duvarın Kadıköy Belediyesi tarafından inşa edildiği, davacının duvarın kaldırılması yönünde bir talebi olmadığı, davalıların dava konusu yeri kullanma amacıyla hareket etmedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haksız kullanıma dayalı ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 119 ada 61 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, komşu 119 ada 56 parsel sayılı taşınmazda ise kat mülkiyeti kurulu binanın mevcut olduğu, davalıların ise anılan binadaki kat malikleri oldukları anlaşılmaktadır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, davacının temsilcisi olduğu mazbut vakfın kayden maliki olduğu taşınmazı haksız kullandıkları iddiasıyla komşu parseldeki binanın kat malikleri olan davalılar aleyhine ecrimisil isteğiyle eldeki davayı açtığı, dosya kapsamı ve yapılan uygulama sonucu elde edilen bilirkişi raporu ile … Apartmanı kat maliki olan davalıların çekişme konusu taşınmazın 21.70 m2.lik kısmını haklı ve geçerli bir nedenleri olmaksızın arka bahçelerine katmak suretiyle kullandıkları, uzman bilirkişilerce yukarıda açıklanan ilke ve olgulara uygun düşecek şekilde ecrimisil miktarının tespit edildiği açıktır. Öte yandan; vakıf ile davalı taşınmazları arasına 18 yıl kadar önce dava dışı Kadıköy Belediyesince semt pazarı yapımı sırasında istinat duvarı inşa edilmiş olmasının davalıların haksız kullanımını mazur göstermeyeceğinde de kuşku yoktur. Açıklanan sebeplerle dosyaya sunulan 27.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda hesap edilen ecrimisil bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.