Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/2845 E. 2020/1643 K. 18.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2845
KARAR NO : 2020/1643
KARAR TARİHİ : 18.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/09/2017 tarih ve 2016/27 E- 2017/652 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 14/03/2019 tarih ve 2018/16 E- 2019/308 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili davacı tarafın yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 65.730,00 DM miktarında para verdiğini, müvekkili davacı tarafa yatırdığı para karşılığı belge verildiğini ancak müvekkili davacı tarafın verdiği paraları geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkili davacı tarafın parasının iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu’na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK ‘na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin vs. cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini, davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığından, diğer davalı gerçek kişi … ‘in de şirket veya şirketlerin yöneticisi olması nedeniyle müvekkili davacı tarafı zarara uğrattıklarından ve müvekkili davacı tarafa karşı sorumlu olduklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik davalı tarafa verilen para nedeniyle 20.000,00 EURO’nun davalı tarafa verildiği tarihten (ödeme tarihinden) itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı aleyhine Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/147 Esas sayılı dosyasında açtığı davanın aynı nitelikte olduğu, 06/10/2010 tarihinde davanın reddine ilişkin verilen kararın temyiz yasa yoluna başvurulmaması nedeniyle 17/12/2013 tarihinde kesinleştiğini, kararın işbu dava açısından kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, ilk dava ile ikinci davanın tarafları, dava sebebi ve dayanılan vakıanın (29/02/2010 tarihli 840 hisseli 65.730,00 DM bedelli ortaklık durum belgesi) aynı olduğu, ilk davanın 6.500,00 TL’lik kısmi dava, ikinci davanın ise 65.730,00 DM karşılığı 20.000,00 Euro bedelli olduğu, bu durumda eldeki davadaki 6.500,00 TL’lik değere tekabül eden Euro yönünden ilk mahkeme kararının kesin hüküm teşkil ettiği, davacı tarafın ilk davayı açtığı tarihte zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği, 818 sayılı BK’nın 60 maddesine göre zarar gören tarafın zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık (ve 6098 sayılı TBK’nın 72. maddesine göre de 2 yıllık) haksız fiil zamanaşımı süresinin dolduğu, sebepsiz zenginleşme halinin mevcut olduğu kabul edilse bile sebepsiz zenginleşeni bildiği ve haberdar olduğu, 818 sayılı BK’nın 66 maddesine göre iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıllık (ve 6098 sayılı TBK’nın 82. maddesine göre de 2 yıllık) sebepsiz zenginleşme zamanaşımı süresinin de dolduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11/09.2017 tarih ve 2016/27 Esas 2017/652 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın 6.500,00 TL’lik değere tekabül eden Euro miktarı yönünden kesin hüküm, geri kalan miktar yönünden ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve katılma yolu ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, davaya konu edilen 6.500,00 TL’lik kısım için daha önce Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/147 Esas sayılı dosyasından verilen kararın kesin hüküm teşkil etmesi ve HMK 303 maddesi gereğince kesin hükmün dava şartı olmasına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, ortaklık ilişkisinin kurulması amacıyla verilen paranın ortaklık ilişkisinin geçerli şekilde kurulmaması sebebiyle iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının bakiye tutar için açtığı davada, ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş ise de, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekilleri temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararının re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.