YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4186
KARAR NO : 2020/1620
KARAR TARİHİ : 18.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/03/2018 tarih ve 2017/142 E- 2018/211 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 10/07/2019 tarih ve 2018/1144 E- 2019/909 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yetkilileri tarafından istendiği an geri alınabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdü ile nakit para topladığını, müvekkilinin bu beyanlara güvenerek davalıya toplam 20.345,00 DM yatırdığını, müvekkilinin parayı geri almak için yaptığı başvurularının sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 20.345,00 DM’nin dava tarihindeki TL karşılığından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 20.000,00 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 39.400,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 39.400,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin bulunmadan, ortaklık payı ödemesi amacıyla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne, ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve verilen paranın tahsiline, bölge adliye mahkemesince, istinafi steminin esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinin netice-i talebinde açıkça, davacının davalı şirkete ödemiş olduğu 20.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile de davayı miktar yönünden ıslah etmiştir. Mahkemenin, taraf talep ve savunmalarını gözetir biçimde, yalnızca alacak istemine ilişkin hüküm kurmak yerine, davacı talebi dışında, davacının ortak olmadığının tespiti hükmü kurması 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı bulunmuştur.
2-Mahkemenin alacak istemine ilişkin kurduğu hükme gelindiğinde, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 11. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.