YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6915
KARAR NO : 2010/14184
KARAR TARİHİ : 21.10.2010
Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığın 15.10.2003 tarihinde sonlandığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve …….tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının 20.01.1988 tarihli giriş bildirgesiyle, vergi kayıtlarına dayanarak, 1479 sayılı Kanun kapsamında, 12.01.1988 tarihinden itibaren……. sigortalısı olarak tescil edildiği ve bu sigortalılığının bu güne dek devam ettiğinin kabul edildiği, davacının ise, 15.10.2003 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olduğunu ileri sürerek bu tarihten sonra 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın iptalini istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Kanunun 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesi uyarınca, davacının 12.01.1988- 30.09.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılacağı, 30.09.2004 tarihinden sonra ise 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılamayacağına karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık açısından uygulama yeri bulunan, 1479 sayılı …..Kanununun 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasanın 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesinde; “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki
değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir…” hükmüne yer verilmiştir.
Bu kanun hükmünün uygulanabilmesi için, davacının beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcunun bulunması ve bu sürelere yönelik olarak kurumca bildirilen süre içerisinde borcun ödenmemiş olması gerekmektedir. Dava konusu somut uyuşmazlıkta; davacının davanın açıldığı 28.11.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcunun varlığından söz edilemeyeceği gibi, en son 19.10.2005 günü prim ödemesinde bulunulduğu gözetildiğinde karar tarihi olan 26.02.2009 günü itibarıyla da beş yıllık sürenin dolmadığı belirgindir. Bu durumda mahkemece, yargılama sırasında bu sürenin dolması halinde, ödenen primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık durdurulmalı, aksi takdirde sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık söz konusu olmadığından her iki sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılığının çakıştığı dönemde baskın çalışma araştırılarak baskın çalışmanın geçtiği kuruma tabi sigortalılığa üstünlük tanınmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, her iki taraf avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.