Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4546 E. 2020/1538 K. 18.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4546
KARAR NO : 2020/1538
KARAR TARİHİ : 18.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı, kayden malik olduğu dava konusu 101 ada 2 parselin tamamı ile 126 ada 1 parselin 3.155 m2’lik kısmına davalılar tarafından müdahale edildiğini belirterek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 101 ada 2 parsel sayılı taşınmaza davalının yapmış olduğu müdahalenin men’ine, 126 ada 1 parselin ise davacının kullanımında olması nedeni ile reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 101 ada 2 parsel’in tamamının davacı adına, 126 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise paylı olarak davacı ve dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi ile TMK’nin 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile dava konusu taşınmazın davalıların kullanımında olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olayda, mahkemece, gerekçeli kararda “… keşif sırasında davacı taraf ve mahalli bilirkişiler davaya konu … ilçesi … Köyü 126 ada 1 parseli davacının kendisinin kullandığının, davalıların herhangi bir müdahalesi olmadığını beyan ettiklerinde bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, aynı keşif sırasında diğer davaya konu … ilçesi … Köyü 101 ada 1 parsel numaralı yerde lahana ekili olduğu ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında söz konusu yeri davalıların ektiğini, davacıya kullanması için izin vermediklerini beyan etmişlerdir. Bu taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir….” denilmiş hüküm fıkrasında ise; “…Samsun ili … ilçesi … mah 101 ada 2 parsel sayılı taşınmaza davalının yapmış olduğu müdahelesinin men’ine…” karar verilmiştir. Gerekçede (dava konusu olmayan) 101 ada 1 parsel yönünden değerlendirme yapılmış olup hüküm ise, (dava konusu) 101 ada 2 parsel yönünden tesis edilmiştir. Bu şekilde, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiştir.
Bahsi geçen karar, açıklanan bu nedenle Yargıtay denetimine, usul ve yasaya uygun olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Şu halde Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa tanık listesi sunması için süre verilmesi, tanık listesi sunulduktan sonra yeniden yapılacak keşifte taraf tanıklarının 6100 sayılı HMK’nin 243 ve 244. maddeleri (HUMK’un 258) uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmaları aynı Kanun’un 259/2 ve 290/2 maddeleri (HUMK’un 259) gereğince taşınmaz başında yapılacak keşifte dava konusu 101 ada 2 parselin kim ve/veya kimlerin kullanımında olduğunun tanıklara sorular yöneltilmek suretiyle tespit edilmesi ondan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, davalı … ile …’nin (nüfus kayıtlarına göre) gerçek soyadlarının karar başlığından gösterilmemesi de usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK, m. 297/ç) ve HUMK’un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.