Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/1185 E. 2020/2417 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1185
KARAR NO : 2020/2417
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından davalılar … ve … aleyhine 21/04/2014 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/06/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, ölümle neticelenen trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin desteğinin motosikletle seyir halindeyken davalılardan …’in işleteni, diğer davalı …’in ise sürücüsü olduğu araç ile gerçekleşen trafik kazasında vefat ettiğini, ölümlü trafik kazası nedeniyle yapılan ceza yargılamasında davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiği ve mahkumiyetine karar verildiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; Adli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 27/08/2013 tarihli raporda davalı sürücü …’in asli kusurlu olduğu, davacıların davaya konu olay nedeniyle manevi tazminat isteme haklarının bulunduğu gerekçesiyle davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da
açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, olay tarihi, davalı tarafın kusur durumu, davacıların ölene yakınlıkları, davalı sürücünün meydana gelen olayda tam kusurlu oluşu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA; davalıların tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının ise (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.