YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12710
KARAR NO : 2020/2348
KARAR TARİHİ : 10.03.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.03.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı gelmedi. Karşı taraf temyiz eden davacı vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edenine ait 1, 2, 10 ve 129 parsel sayılı taşınmazların davalı tarafından kumulaştırmasız el atılması suretiyle işgal edildiğini, taşınmazların şehiriçi yol ve park alanı haline getirildiğini açıklayarak, 16.11.2005-23.09.2010 tarihleri arasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL ecrimisilin ait olduğu aylardan itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, 04.05.2011 havale tarihli dilekçesi ile talebini 159.182,21 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, keşif yapıldığında taşınmazların tamamının vekil edeni tarafından kullanılmadığının ortaya çıkacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 159.182, 21 TL ecmisilin, 50.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren, kalan 109.182, 21 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; her ne kadar Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazlardan 10 parsel sayılı taşınmazın 14.600 m2’lik kısmının yol, park, kaldırım, 129 parsel sayılı taşınmazın tamamının çocuk parkı, 2 parsel sayılı taşınmazın 3581 m2’sinin yol, kaldırım, 1 parsel sayılı taşınmazın 1875 m2’sinin yol, kaldırım, yeşil alan olarak kullanıldığından bahisle hesaplama yapılmış ise de, davalı taraf, yargılama sırasında dava konusu alanların tamamının idareleri tarafından kullanılmadığını, bu alanların bir kısmının başka idarelerin ve belediyelerin kullanımında olduğunu beyan etmiş olup, dosyada, el atıldığı iddia edilen alanlara, hangi idare tarafından el atıldığı ve bu alanların hangi idare tarafından yol, park, kaldırım, yeşil alan haline getirildiği, hangi idarenin kullanımında ve sorumluluğunda bulunduğu konularında hüküm vermeye yeterli bilgi bulunmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, bilirkişi heyetinin oluşumu ve az yukarıda açıklanan hesaplama yöntemi açısından da usulüne uygun olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, Mahkemece yeniden konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, dava konusu edilen taşınmazların el atılan kısımlarının ve bu alanlara kim tarafından el atıldığının, bu alanların kimin kullanımında ve sorumluluğunda bulunduğunun duraksayama yer vermeyecek şekilde tespiti, bu tespitlere dayalı olarak az yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile yöntemine uygun olarak yapılacak hesaplama neticesinde hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
10.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.