YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15207
KARAR NO : 2020/4341
KARAR TARİHİ : 12.03.2020
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının davalı işyerinde 01.02.2012 tarihinde çalışmaya başladığını, 15.04.2013 tarihine kadar çalıştığını, iş akdinin haksız feshedildiğini, ücretlerinin ödenmediğini, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; işyerinin kayden davalı … adına kayıtlı olduğunu ancak fiilen kardeşi … tarafından sevk ve idare edildiğini, davacının …’m yakın arkadaşı olduğunu, işyerinde bulunan telefonları kendi özel işleri için kullandığını, işyeri ile ilgisi olmayan şahısları işyerine çağırdığını, işle ilgili bilgileri ilgisiz kişilerle paylaştığını, bu nedenle haklı olarak iş akdinin feshedildiğini, davacının kredi kartları sebebi ile borçlarının olduğunu, maaşının bu yüzden bankaya yatırılamadığını, davacının borçlu olduğu Samsun l. İcra Dairesinin 2007/7387 Esas sayılı dosyasına maaşının karşılığı olarak ödeme yapıldığını, yıllık izin alacağının olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Gerekçe – hüküm çelişkisi 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Bu husus 6100 sayılı HMK. nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 18/03/2016 tarihli celsede tefhim edilen ve hükmün esasını teşkil eden hüküm özetinde “Davanın ıslahen kabulü ile; 01/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen, 1.173,50 TL kıdem tazminatı, 769,43 TL ihbar tazminatı, 325,82 TL yıllık ücretli izin alacağı, 5.000,00 TL ücret alacağı ile 2.045,13 TL hakkaniyet indirimi yapılmış haliyle tespit edilen fazla mesai ücret alacağının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, hükmolunan iş bu net miktardaki alacaklardan Kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz, ihbar tazminatına dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faiz, fazla mesai ücret alacağına dava ve ıslah tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faizi ve ödenmeyen ücret alacağına ise dava ve ıslah tarihinden itibaren mevduata uygunalacak en yüksek faiz yürütülmesine“ karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm sonucunda “Davanın ıslahen KABULÜ ile; 01/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen, 1.173,50 TL kıdem tazminatının akdin feshi tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 250,00 TL ihbar tazminatı, 150,00 TL yıllık ücretli izin alacağı, 5.000,00 TL ücret alacağı ile 200 TL fazla mesai ücret alacağının dava tarihi olan 13.11.2014 tarihinden itibaren, 519,43 TL ihbar tazminatı, 175,82 TL yıllık ücretli izin alacağı, hakkaniyet indirimi yapılmış haliyle tespit edilen 1.845,13TL fazla mesai ücret alacağının ıslah tarihi olan 02.03.2016 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE “ hükmedilmiştir.
Tefhim edilen hüküm özetinde; yıllık izin ücretine hiç faiz işletilmediği halde, gerekçeli kararda bu alacağa en yüksek mevduat faizi işletilmiş, yine kısa kararda ihbar tazminatına yasal faiz işletildiği halde, gerekçeli kararda en yüksek mevduat faizi işletilmiş ve “gerekçeli kararın hüküm sonucu, tefhim edilen hüküm özetine aykırı“ şekilde oluşturulmuş, gerekçe-hüküm çelişkisi yaratılmıştır.
Sonuç olarak, Mahkemece 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve HMK. nun 298/2. maddesine aykırı karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.