YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/8102
KARAR NO : 2020/1274
KARAR TARİHİ : 13.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme, defter ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
I-Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Cumhuriyet savcısının, 03.05.2012 tarihinde verilen hükmü 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 310. maddesinde belirlenen bir aylık yasal süresinden sonra 12.06.2012 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenleme eyleminin zincirleme suç oluşturduğu ve sanık hakkında TCK’nin 43. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamış; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksunluğun sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemiş olması isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamada, toplanan deliller gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak; sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
III-Defter ve belgeleri gizleme suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesine gelince;
1-Defter ve belgeleri gizleme suçunun oluşabilmesi için, bunların vergi incelemesi amacıyla ibrazının istenmesi gerektiğinden, yapılan tebligatta varlığı anlaşılan ve 01.06.2011 tarih ve VDENY-2011-2201/96 sayılı defter ve belge isteme yazısı temin edilip, defter ve belgelerin hangi amaçla istendiği belirlendikten sonra, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de;
a)Zarar değil, tehlike suçu olan defter ve belge gizleme suçunda CMK’nin 231. maddesinin 6. fıkrası anlamında somut bir zarardan söz edilemeyeceğinden, suç tarihindeki adli sicil kaydına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel mahkumiyeti bulunmayan ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak, takdiri indirim nedeni uygulanan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmemesi,
b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.