YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/774
KARAR NO : 2020/5031
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, mirasbırakanından kendisine kalan 2003 model otomobilin motorunun davalılardan … servisinde tamir edilip yenilendiğini ancak aracın altı ay geçmeden tekrar arızalandığını, tamir için götürülen davalılardan … firmasınca tamirin … kapsamında yapılamayacağı bilgisi verilmesi üzerine otomobilin özel bir servise götürülerek tamir edildiğini ve bunun için 7.178,30.-TL ücret ödendiğini; davalılardan … tarafından gerçekleştirilen ilk işlemde kullanılan parçaların … kapsamında olmasına rağmen bu garantiden yararlanılmasının önüne geçildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalılardan … vekili, davacının arıza nedeniyle çalışmaz durumda olan aracını çekici ile servise getirdiğini, yapılan bilgilendirme sonucunda davacının aracın motor rektefesini servis dışında yaptıracağını beyan ettiğini, bunun üzerine servis yetkilileri tarafından bu işlemin … kapsamında olmayacağı bilgisinin verildiği, davacının yetkili olmayan serviste rektefe ve motor onarımı yaptırdıktan sonra yetkili serviste de gerekli bakımı yaptırıp aracı çalışır vaziyette teslim aldığını, daha sonra çıkan arıza ile ilgili herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, ayıp ihbarında bulunmuş olsaydı bunun titizlikle inceleneceğini beyan etmiş; davalılardan … Motorlu Araçlar A.Ş vekili; hizmeti kim verdi ise sorumluluğunda ona ait olacağını, kendilerinin davalı olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, davacının ihbar ve muayene yükümlüğününü yerine getirmediğini, araçtaki arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını ve … kapsamında olmadığını beyan etmiş; Davalılardan …, dava konusu aracın çalışmaz bir şekilde davacı tarafından servise getirildiğini, yapılan kontrollerde iki adet enjektörün düzensiz çalıştığı , turboda da yağ terlemesi olduğunun tespit edildiği fakat arızanın neden kaynaklandığının anlaşılması için yakıt sisteminin sökülmesi gerektiği, araç sökülmeden net bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığının beyan edildiği, bunun üzerine davacının söküm için onay vermediği aracın bu haliyle müşteriye teslim edildiğini, davacının ehil olmayan kişiler tarafından onarım yaptırdığını, serviste bahsi geçen arızaların onarımının en fazla 3.395,00 TL olacağını beyan etmiş ve tüm davalılar davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince, “…davacının … kapsamında ayıplı olduğunu ileri sürdüğü parçaların servis tarafından … kapsamında değiştirilmediğini iddia etmekte servis ise parçaların sökülmeden … kapsamında bir arızanın olup olmadığını tespit edemediklerini, söküldükten sonra … kapsamında bir arıza var ise, ücretsiz değiştirileceğini ancak davacının aracı söktürmeden geri teslim aldığını savunmuştur. Davacı yanın aracı arızanın tespiti için aracı yetkili serviste söktürmeyip başka bir yerde tamir ettirmiş olması yasal hakkını usulüne uygun bir biçimde kullanmaması sonucunu doğurmuştur. Davacının yapılacak onarımın yetkili servis temsilcileri tarafından … kapsamında bulunmadığını bildirdikleri iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil ibraz edemediği, bu hususa dair davalı … Otomotive herhangi bir yazılı ihtaratının da bulunmadığı böylelikle davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gererkçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişi raporunun incelenmesinde; davacının 30.06.2015 tarihinde davalılardan … yetkili servisinde motor revizyon ve bakımını yaptırmış olduğu, bunun yanında turbo kompresör K9K, enjektör ve boru takımını da değiştirttiğinin … numaralı faturadan anlaşıldığı, davacının dava dışı özel serviste değiştirttiği parçaların da turbo ve enjektörler olduğu; araçta ortaya çıkan turbo arızasının kullanıcı kaynaklı olamayacağı, enjektör arızasının ise kullanılan yakıt ile ilgisi olabileceği ve bunun da ancak kullanılan yakıt numunelerinin analizi sonucu ortaya koyulabileceği ve böyle bir analiz olmadığından enjektör arızasının kaynağının belirlenemediği görüşünün verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayın ışığında ve dosya kapsamında görüşüne başşvurulan bilirkişi raporu yukarıdaki belirlemeleri ve yine dosya içinde bulunan Kars Sulh Hukuk Mahkemesi 2014/9 ve 2015/14 numaralı değişik iş dosyalarında alınan tespit raporları nazara alındığında ilk derece mahkemesince bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı eğitmenlerin bulunduğu teknik bölümlere haiz bir üniversiteden temin edilecek konularında uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik yeni bilirkişi kurulundan, özellikle enjektör arızası noktasında değişik iş raporları da nazara alınarak tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, teknik verileri gösterir, bu verileri yorumlar mahiyette ve bu yorumların nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarını karşılar nitelikte rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, davacı yanın aracı arızanın tespiti için aracı yetkili serviste söktürmeyip başka bir yerde tamir ettirmiş olmasının yasal hakkını usulüne uygun bir biçimde kullanmaması sonucunu doğuracağı şeklinde yanılgılı değerlendirme sonucu ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.