Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13048 E. 2020/2344 K. 10.03.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13048
KARAR NO : 2020/2344
KARAR TARİHİ : 10.03.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalılar Kadir, Tuğba, Hacer, Kader vekili ve davalılar Ömer, Semra, Mahammet, Emine ve Hülya tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili; tarafların ortak murisi … ile oğlu davacı …’in uzun yıllar ortak iş yaptıklarını, müteahhit olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile bina inşaa ettiklerini, davacının babasına duydugu güven nedeniyle birlikte inşa ettikleri taşınmazların hep muris adına tapuda tescil edildiğini, baba Ömer’in vefatı ile diğer davalılardan üvey anne ve kardeşlerin İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/465 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını, bu dava nedeni ile davacının haklarının tehlikeye düştüğünü, ortaklığın giderilmesi davasında dava konusu dört taşınmazda davacının hak ve payının olduğu gerçeğinin dava açanlar tarafından kabul edilmediğini, bu nedenle bu davayı açmak durumunda kaldıklarını açıklayarak dört parça taşınmaz yönünden taşınmazların 1/2 payının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Hacer ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu, ortaklığın giderilmesi davasını sürüncemede bırakmak için iş bu davanın açıldığını, davacının muris ile iddia ettiği fiili ortaklık hakkında hiç bir ayrıntılı izahat yapılmadığını, ortaklığın nasıl ve hangi koşullarda kurulup devam ettiği konularının açıklanmadığını, davacı tarafça dava dilekçesinde gösterilen kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde davacı ve murisin isimlerinin yazılı olmasının ortak iş yapıldığını ispat etmeye yeter bir durum olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalılar …, …, …, … ve …, davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
Mahkemece, davacı tarafın dava konusu tüm taşınmazların aynının 1/2’sinin ve dava konusu 518 ada 62 parsel sayılı taşınmazdaki 5,27,28,29 ve 30 nolu bağımsız bölümlerin 1/2 hisselerinin davalıya ait olduğuna tespitine yönelik davasının hukuki yarar yokluğu nedeni ile HMK’nin 114(1)/h maddesinin yollaması ve HMK’nin 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacı tarafın dava konusu 518 ada 50 parsel ve 518 ada 41 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davasının kabulü ile dava konusu 518 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 1/2’sinin, 518 ada 41 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 1/2’sinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde esas yönünden davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili, yargılama giderleri yönünden davalılar …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına gerekçe ve hükmün 1 nolu bendi kapsamında 518 ada 62 parsel sayılı taşınmazda tapuda muris adına kayıtlı 5,27,28,29 ve 30 nolu bağımsız bölümler ve üzerinde herhangi bir muhdesat bulunmayan boş arsa niteliğinde muris adına kayıtlı 312 ada 1 parsel yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik olmadığına göre davacı vekilinin tüm ve bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalılar …, …, …, … ve …’ın yargılama giderlerine yönelen temyiz itirazları ile bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 518 ada 41 parsel ile 518 ada 50 parsel sayılı taşınmazlar tapuda arsa niteliğinde kayıtlı olup, fiili durumda ise taşınmazların üzerinde binalar bulunmaktadır. Davacı taraf, binaların kendisi ve muris babası tarafından meydana getirildiğini iddia ederek muhdesat tespiti talep etmiştir. Muhdesatın tespiti davaları, ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tapu maliklerine karşı açılır.
Somut olay incelendiğinde ise muhdesatların üzerinde bulunduğu arsaların tapu maliklerinin kimler olduğu diğer bir ifadeyle taraf teşkili hususunda gereği gibi durulmadığı anlaşılmaktadır. Tapu kayıtlarından anlaşıldığı üzere muris, arsaların tamamında malik olmayıp 41 parsel sayılı taşınmazda 384/1920 hisse, 50 parsel sayılı taşınmazda ise 156/640 hisse sahibidir. Kalan hisseler (fiili durumda daireler) ise dava dışı üçüncü kişiler adına kayıtlıdır. Mahkemece, taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasya aykırı olduğu gibi murisin hissesine düşen daireler yerine binanın tamamı üzerinden hüküm tesis edilmeside hatalı olmuştur.
Mahkemece, ortaklığın giderilmesi dava dosyası ve tedavüllü tapu kayıtları getirtilip incelenerek öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu hususta paydaşlar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu HMK’nin 124. maddesinde belirtilen tarafta iradi değişiklik durumunun olmadığı bu sebeple davalının taraf eklenmesine rızasının gerekmediği gözetilerek; davacı tarafa bu konuda süre ve imkan tanınmalıdır. Bununla birlikte binaların kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle muris ve davacı tarafından yapıldığı, sözleşmeye göre binanın tamamı değil belli sayıda dairelerin arsa sahiplerince müteahite verilmesinin kararlaştırıldığı gözetilerek binaların tamamı üzerinden değil fiilen murisin hisselerinin karşılığına düşen daireler tespit edilip sadece bu daireler yönünden muhdesat tespitine karar verilmesi gerektiği de gözetilmelidir.
Açıklanan eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde karar verilmek ve hüküm tesis edilirken sundukları cevap dilekçeleriyle davayı kabul eden davalıların HMK’nin 312/2 maddesi gereği yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden sorumlu olup olmayacakları hususu da gözetilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar …, …, …, … ve … ile bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin tüm ve bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 25,20 TL’nin davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davalılara iadesine 10.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.