Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1643 E. 2020/3511 K. 16.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1643
KARAR NO : 2020/3511
KARAR TARİHİ : 16.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal Ve Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 23 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, 20 parsel sayılı taşınmaza yapılan inşaat ve tandırın vekil edeninin taşınmazını işgal ettiğini, inşaatın balkonunun bir kısmının vekil edeninin parselinde kaldığını açıklayarak, vekil edeninin taşınmazına tecavüzlü yapıların vaki müdahalesinin menine, tecavüzlü yapıların kaline, inşaatın komşuluk hukuku ve imar planı gözetilerek yapılıp yapılmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, 12.11.2015 tarihli duruşmada, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen tandır kısmının yıkılmasını ve yine bilirkişi raporunda yıkımının yapıya zarar vereceği belirtilen B kısmının ise değerini talep ettiklerini belirtmiştir.
Davalı vekili, vekil edeninin yapılarının davacı taşınmazına herhangi bir tecavüzünün olmadığını, teknik elemanlar ölçüm yaptıktan sonra yapıların yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacıya ait 23 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki 12.06.2015 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide A harf ile gösterilen 6,40 metrekare lik kısmına davalının müdahalesinin menine ve bu kısımda yer alan tandır yapının kal’ine, davacıya ait 23 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki 12.06.2015 tarihi fen bilirkişi raporuna ekli krokide B harfi ile gösterilen 15,78 metrekarelik kısmına davalının müdahalesinin menine bu kısımda yer alan inşaat ve yapının kal’i binanın yapısına zarar vereceğinden bu kısım üzerinde bulunan 15,78 metrekarelik alanın arsa değeri olan 27.000,00 TL Tazminat bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacı vekili, dava dilekçesinde, vekil edeninin taşınmazına tecavüzlü yapıların vaki müdahalesinin menine, tecavüzlü yapıların kaline, inşaatın komşuluk hukuku ve imar planı gözetilerek yapılıp yapılmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, 12.11.2015 tarihli duruşmada ise, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen tandır kısmının yıkılmasını ve yine bilirkişi raporunda yıkımının yapıya zarar vereceği belirtilen B kısmının ise değerini talep ettiklerini belirtmiştir.
Davacı vekilinin sözkonusu duruşmadaki bedel talebine ilişkin beyanı harcı yatırılmak suretiyle usulünce açılmış bir dava olmadığı gibi, harcı yatırılmak suretiyle usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de olmadığından, Mahkemece davacı tarafın bu yöne ilişkin talebi açıklattırılıp dava değeri belirlendikten ve dava harcı yatırıldıktan sonra talep hakkında toplanmış ve toplancak delillere göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, harç ikmali yapılmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
2.Yıkım istekli davalarda, taşkın yapının ana nüvesinin üzerinde bulunduğu (hakim gayrıimenkulün) taşınmaz maliklerinin tümünün davada yer almaları zorunludur. Zira, aynı zamanda aralarında iddianın niteliğine göre zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
Somut olayda ise, taşkın yapıların komşu 20 parsel sayılı taşınmazda bulunduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı getirtilmek suretiyle davalının taşınmazın kayıt maliki olup olmadığı, davalı dışında taşınmazda başkaca paydaş bulunup bulunmadığı dolayısıyla taraf teşkilinin tamam olup olmadığı denetlenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
3.Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında 29.05.2015 tarihinde keşif icra edildiği belirtilmekte ise de, keşif tutanağı dosya arasında mevcut olmadığı gibi UYAP siseminde de kayıtlı bulunmamaktadır. Bu haliyle dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.