Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4950 E. 2020/3864 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4950
KARAR NO : 2020/3864
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, vekil edeni ile davalılardan …’in dava konusu 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, taşınmaz üzerinde petrol istasyonu, 2 adet işyeri ve kantar bulunduğunu, davalı …’in dava konusu taşınmazı bizzat ve kiraya vererek kullandığını, petrol istasyonunun davalılardan … tarafından işletildiğini, işyerlerinden birinin davalı … …, diğerinin ise davalılardan …Mekanik İnş. Tuz. Oto. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanıldığını, ayrıca taşınmazın bir bölümünün baz istasyonu olarak kiraya verildiğini, vekil edeninin taşınmazı kullanamadığını belirterek, davalılar tarafından dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesine, haksız kullanım sebebiyle 1.100,00 TL haksız kullanma bedelinin 26.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında elatmanın önlenmesi talebinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir.
Davalı … vekili, vekil edeninin dava konusu taşınmazda işgalci olmadığını, davacının davaya konu taşınmazın 1/3 hissesini 16.08.2012 tarihinde satın aldığını, bu nedenle 26.04.2010 tarihinden itibaren ecrimisil bedeli talep etmesinin hukuka uygun olmadığını, taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt ve LPG istasyonunun vekil edeni tarafından diğer davalı …’e kiraya verildiğini, petrol istasyonu içerisinde bulunan ve davalılar … ve …Mekanik İnş. Tuz. Oto. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanılan işyerlerinin ise davalı … tarafından bu davalılara kiraya verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …Mekanik İnş. Tuz. Oto. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi, şirketin kira sözleşmesine istinaden davaya konu taşınmaz üzerindeki iş yerini kiraladığını, taşınmazı işgal etme gibi bir durumun sözkonusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı …’in davaya konu taşınmaz üzerinde 2/3 oranında hisseye sahip olup malik sıfatının bulunduğu, davacı tarafından davalıya karşı intifadan men edildiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi davalıya karşı daha önceden herhangi bir elatmanın önlenmesi veya ecrimisil gibi davaların açılmamış olduğu, diğer davalıların ise dava konusu yerleri kira sözleşmelerine istinaden kullandıklarının sabit olduğu, davaya konu taşınmazı haksız ve kötü niyetle kullandıklarına dair herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, arsa niteliğindeki dava konusu 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davacı … 1/3, davalılardan … ise 2/3 oranında pay sahibi iken, 12.7.2013 tarihli satış işlemi ile taşınmazın tamamının dava dışı Çınaraltı Akaryakıt İnşaat …Otomotiv Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti ‘ye satıldığı, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde Starpet adlı benzin istasyonu, baz istasyonu, iş yerleri ve kantar olduğu, yine dosya içerisinde, davalı … ile davalılardan Ramazan arasında imzalanmış 10.05.2010 başlangıç tarihli 4 yıllık kira sözleşmesi ile davalılardan …Mekanik İnş. Tuz. Oto. Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle … arasında imzalanmış 15.02.2012 başlangıç tarihli 3 yıllık kira sözleşmelerinin olduğu anlaşılmaktadır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı kararı).
Yine, bilindiği üzere; paylı mülkiyet üzere olan bir taşınmazda geçerli bir kira akdinden sözedilebilmesi için, Türk Medeni Kanunu’nun 691. maddesi hükmü ve 6.5.1955 tarih 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; sözleşmenin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda, Mahkemece, davalı … yönünden intifadan men şartının gerçekleşmediği, kiracılar yönünden ise dava konusu yeri kiralayarak kullandıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu yerin petrol istasyonu/işyeri olarak kullanıldığı ve davalılardan İzzet tarafından, davalılardan Ramazan’a kiraya verildiği, diğer davalıların da dava konusu yeri kiralayarak kullandığı tespit edilmiştir. Bu durumda, az yukarıda da açıklandığı üzere, dava konusu yer kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması nedeni ile ecrimisil talep edilebilmesi için intifadan men şartının aranmayacağı ortada iken, Mahkemece hatalı değerlendirme ile intifadan men şartının aranması yanlış olmuştur. Yine, az yukarıda da açıklandığı üzere, davalı … ile diğer davalılar arasında yapılan kira sözleşmesi pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmadığından davacı yönünden geçersiz olup, ona karşı ileri sürülemeyeceğinden dava konusu yeri kiralayarak kullanan davalıların da ecrimisilden sorumlu tutulması gerekirken, bu davalılar açısından da ret kararı verilmesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece yapılması gereken iş, intifadan men şartının gerçekleştiği kabul edilerek, dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın alma tarihi dikkate alınarak, taşınmazın niteliği, taşınmaz üzerindeki yapıların kim tarafından yapıldığı, ecrimisile konu olan yerlerin kim tarafından ne zamandır kullanıldığı hususlarının ayrıntılı olarak tespit edilerek toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar vermek olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden hatalı değerlendirme ile karar verilmesi yanlış olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.