Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3258 E. 2020/7212 K. 22.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3258
KARAR NO : 2020/7212
KARAR TARİHİ : 22.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan Kurşunlu Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2013 tarihli ve 2013/42 Esas, 2013/59 Karar sayılı ilamı ile TCK’nin 86/2, 125/1, 116/1 ve 106/1-1. cümle maddeleri gereğince mahkumiyet hükümleri kurulduğu, ilama konu suçlardan tehdit ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarının tekerrüre esas kabul edildiği, tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre söz konusu suçun uzlaşma kapsamına alınmış olması ile CMK’nin 253/3. maddesinde düzenlenen “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz” hükmü de nazara alınarak, söz konusu ilamdaki tüm suçlar bakımından yapılacak uyarlama yargılaması sonucunda uzlaşmanın olumlu sonuçlanması halinde ilamın tekerrüre esas alınamayacağı, ancak adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca ilamı bulunan sanık hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2011 tarihli ve 2011/10-214 Esas- 2011/270 Karar sayılı ilamı gereğince tekerrüre esas alınması gereken ilam infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Baba oğul olan sanıkların olay günü alkollü oldukları, olay günü aralarında çıkan tartışmada birbirlerini yaraladıklarının adli rapor içeriklerinden anlaşıldığı ve tanık beyanının bulunmadığı olayda, sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmaları karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, somut olayda sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiği gözetilmemesi,
2) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA, 22.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.