YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9605
KARAR NO : 2020/2787
KARAR TARİHİ : 02.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 23.08.2016 tarihli ve 2015/901 Esas, 2016/1082 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin borçlu şirketin eski ortaklarından olup hissesini borcun doğumundan önce devir ettiğini, müvekkili ve onun tüm akrabalarının elektrik işi ile uğraştığını, borçlu şirket ile unvan ve geçmiş ortaklık dışında hiçbir bağ bulunmadığını belirterek, davanın ve istihkak iddialarının kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinin girişinde borçlu şirketin adının geçtiği tabela bulunduğunu, haciz esnasında borçluya ait çok sayıda evraka rastlanıldığını, davacı ve borçlu arasında ortaklık yapısı bakımından organik bağ bulunduğunu, her iki şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini ve aynı zamanda aynı ticari ünvanı kullandığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz mahallinde borçlu şirkete ilişkin evraklar bulunduğu, haciz mahallinde bulunan …’nun borçlu şirketin eski ortağı olduğu, yeni şirketin kendi adına şahıs şirketi olduğu, her iki şirketin faaliyet konularının aynı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 16.11.2016 tarihli ve 2016/47 Esas, 2016/35 Karar sayılı kararı ile; dava konusu edilen 14.08.2015 tarihli haciz her ne kadar borçlunun huzurunda yapılmamış ise de tutanak içeriği itibariyle yasal karinenin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu, davacı üçüncü kişinin hacizli malların borçlu elinde bulunmasını haklı kılacak hukuki ve fiili sebepleri ispat edemediği gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Haciz üçüncü kişinin vergi dairesinde kayıtlı iş yeri adresinde yapılmış olup borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmamış, haciz sırasında borçlu şirket ortağı ya da yetkilisi hazır bulunmamış, borçlu şirket haciz adresinde faaliyet göstermemiştir.Her ne kadar, haciz mahallinde “Azaklıoğlu Elektrik” tabelası görülmüş ise de, davacının soyadının da Azaklıoğlu olması nedeni ile bu tabelanın borçluyla doğrudan bağlantılı olduğu anlamına gelmemelidir. Öte yandan, üçüncü kişi, borçlu şirkette ortak iken borcun doğumundan çok önce 2.1.2002 tarihinde ortaklıktan ayrılmıştır. Ayrıca, haciz mahallinde borçlu adına belge bulunduğu kabul edilmiş ise de, bir kısım evraklarda “Azaklıoğlu Elektirik” ibaresinin yazılı olduğu, makbuzların üçüncü kişi tarafından düzenlendiği, haciz esnasında borçlu şirketin kapatılan ek iş yerinin adresinin yazılı olduğu kargo evrakının bulunmasının da isim benzerliğinden kaynaklandığının tanık beyanı ile doğrulandığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte borçlu şirket ile üçüncü kişinin faaliyet alanlarını aynı olması da borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ olduğunun kabülü için yeterli görülmemiştir. Bu durumda, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK’nin mad. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davalı alacaklı tarafından delil olarak dayanılan haciz tutanağı, ticaret sicil , kaydı, nüfus kaydı yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.