Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10835 E. 2012/7296 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10835
KARAR NO : 2012/7296
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ilk talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, almış olduğu emekli maaşlarından dolayı borçlu olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 3201 sayılı Yasaya göre, yurt dışı hizmetlerini borçlanan ve buna bağlı kendisine yaşlılık aylığı bağlanan davacının vergi kaydının devam ettiği gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile ilk talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının ve almış olduğu yaşlılık aylıklarından dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurum tarafından davacıya 01.01.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 3201 sayılı Yasa uyarınca aylık bağlananların çalışmaya başlamaları halinde aylığının kesileceğinin belirtildiği gerekçesiyle vergi kaydı devam ettiği için aylığının kesildiği ve yersiz ödenen 8.012,52TL’ nin davacıdan istendiği, davacının 10.01.1999 tarihinden itibaren 31.12.2009 tarihine kadar vergi kaydının devam ettiği, 28.08.1985-31.12.1998 tarihleri arasında Almanya’da geçen 4.803 günlük hizmetini 22.10.2008 tarihinde borçlandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya maaş bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan, 3201 sayılı Yasanın 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesine göre;”bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir.”
Ne varki, hüküm tarihinden önce 5997 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi değiştirilerek “Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.”hükmü getirilmiş, madde hükmü 19.06.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi uyarınca davacının Türkiye’de 10.01.1999 tarihinden itibaren 31.12.2009 tarihine kadar kendi adına ve hesabına bağımsız faaliyette bulunduğu, vergi dairesinde kayıtlı olduğu dolayısıyla sigorta kapsamında çalıştığı gerekçesiyle bu tarihe kadar aylığının kesilmesine ve bu tarih itibariyle davacıya yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borç çıkartılmasının doğru olduğuna ilişkin kabulü yerinde ise de davacının ilk talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığının bağlanmasına yönelik istemi bulunduğundan ve davacının çalışması 31.12.2009 tarihinde sona erdiğinden, çalışmanın sona erdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.01.2010 tarihinden itibaren davacıya yeniden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.