Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/7360 E. 2013/4184 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7360
KARAR NO : 2013/4184
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …’un amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 8.8.2005 tarihinde dünürü davalı …’a, onun da 3.3.2010 tarihinde borçlunun kızı davalı …’e sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiş; 3.3.2011 tarihli dilekçesiyle de davalı borçlu …’un 2.1.2011 tarihinde vefat ettiğini mirasçıları olarak …, …, …, … ve …’un davaya dahil edilmesini istmiştir.
Davalı …, davalı borçlunun dava konusu taşınmazı nakit ihtiyacı nedeniyle sattığını,kendisine olan borçlar ödendiği için taşınmazı …’a devrettiğini, davalı borçlu zor durumda olduğu için taşınmazdan bedelsiz olarak yararlanmasına izin verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, borçlu … ‘ın dava dışı borçlu şirketin müdürü değil ortağı olduğunu, dava konusu taşınmazı borçlunun kredi borçlarını ödediği için davalı …’dan devraldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı … duruşmaya katılmış ancak savunma yapmamıştır.
Dahili davalı …, dava konusu taşınmazın borçlu babası tarafından borca mahsuben davalı …’ya satıldığını, borçlunun 2.1.2011 tarihinde öldüğünü, mirasçıları olarak borcu yapılandırdıklarını ve altıncı taksidi ödediklerini, davanın konusuz kaldığını belirterek davanını reddini istemiştir.
Diğer dahili davalılar savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, yargılama sırasında çıkan vergi barışına hasren …’un mirasçıları davacı ile anlaşma yaparak bu şahsın borcunu taksitlendirdiği ve buna dayalı olarak altıncı taksidin ödendiği, bu durumda alacaklı ve borçlu arasında yeni bir süreç başladığı bu durumda davanın konusuz kaldığı ğgerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Anılan yasanın 26.maddesinde 27,28,29 ve 30.maddelerde sözü geçen tasarrufların vuku tarihinden beş yıl geçtikten sonra anılan maddelere istinaden dava açılamayacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda iptali istenen tasarruf 8.8.2005 tarihinde yapılmış, dava ise yasada öngörülen 5 yıllık hakdüşürücü süre geçirilerek 29.12.2010 tarihinde açılmıştır. O halde davanın hakdüşürü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; Maliye Hazinesi tarafından yapılan takip sonucu borçlunun mirasçıları ile 6111 sayılı Kanun gereğince yapılandırma sözleşmesi yapıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ancak sözü edilen yasa uygulamasında, yapılandırmanın, davacı tarafça açılmış tasarrufun iptali davalarını durduracağı ya da ertelemesini
sağlayacağı yolunda bir hüküm bulunmamaktadır. Buna ilaveten 6111 sayılı Kanun’a dayalı olarak 14/03/2011 tarihinde çıkarılan 2011/1 nolu iç genelgede de 6111 sayılı Kanuna göre borçlarını ödemek üzere başvuruda bulunan mükelleflerin borçlarının, Kanun ile ödeme planına bağlandığından, haklarında bu borçlar nedeniyle cebren tahsil işlemleri yapılmayacağı, yasanın yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce uygulanmış hacizler ve bu hacizlere dayanılarak başlatılan satış işlemlerinin durdurulacağı diğer taraftan borçları, anılan Kanun gereğince taksitlendirilen mükelleflerin, yasa hükümlerini ihlal etmeleri halinde ise durdurulan cebren tahsil işlemlerinin yeniden başlatılacağı belirtilmiştir. Kısaca 6111 sayılı Yasa uygulaması gereği olarak borcun yeniden yapılandırılması işleminin, açılmış davaları durdurmayacağı ancak İdare’nin takdiri ile icra işlemlerinin yapılandırma sözleşmesi ihlal edilmediği sürece ertelenebileceği açıktır. Bu nedenle eğer dava süresinde açılmış olsaydı davaya devam edilerek taraf delillerinin toplanması, iptal koşulları oluştuğu takdirde tahsilde tekerrür olmayacak şekilde hüküm kurulmasının göz önünde bulundurulması ondan sonra hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın konusuz kaldığından bahisle hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle dava süresi hakdüşürücü süre olup resen bakılması gereken hususlardan olduğundan temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın hükmün BOZULMASINA, 26.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.