Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/4404 E. 2020/1843 K. 20.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4404
KARAR NO : 2020/1843
KARAR TARİHİ : 20.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/03/2017 tarih ve 2015/703 E- 2017/239 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 11/07/2018 tarih ve 2017/758 E- 2018/913 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.02.2020 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin %85 oranında paydaşı olan …’ın davalı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, davacının eşi diğer ortak ile boşanma davasının devam ettiğini, şirket ortağı ve yetkilisinin pay çoğunluğunu kötüye kullanarak aldığı 29/05/2015 tarihli genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirketin genel kurulunda alınan 1 nolu sermaye devrine ilişkin, 3 nolu davaya konu şirketin taşınmazlarının devri hususunda ortaklar kurulu kararı gerektiği yönündeki değişiklik ve 4 nolu şirket müdürü atanmasına ilişkin alınan kararın iptaline yönelik açılan davaların reddine, 2 nolu sermaye artırıma ilişkin genel kurul kararın davacı aleyhine olacak şekilde payların yanlış hesaplandığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.’nın 353-b-1 maddesi gereği esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün sermaye arttırımı kararına ilişkin 2 nolu bendinin HMK 353-b/2 gereği kaldırılmasına, yasal süre içinde tescili istenmeyen ve kanun gereği geçersiz hale gelen 2 nolu kararın iptalini istemekte davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava, limited şirket genel kurulunda alınan 1, 2, 3 ve 4 nolu kararların iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle, bölge adliye mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece 2 nolu karara yönelik iptal talebinin kabulüne, diğerlerinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunmaları üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ”İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/703 Esas-2017/239 Karar sayılı ve 01/03/2017 tarihli hükmün sermaye arttırımı kararına ilişkin 2 nolu bendinin HMK 353-b/2 gereği kaldırılmasına, sermaye artırımına ilişkin 2 nolu karar hükümsüz kaldığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine” şeklinde karar verilmiş; 1, 3 ve 4 nolu kararlara ilişkin hüküm tesis edilmemiştir.
Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü üzerine ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece 2 nolu karar yönünden hüküm tesisi doğru olmamış, bölge adliye mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.
(2) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.