YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4952
KARAR NO : 2020/3858
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin maliki olduğu 778 ada 45 parsel sayılı taşınmaza davalının ev ve ahır yaparak müdahale ettiğini belirterek, davalının dava konusu taşınmaza yaptığı müdahalenin önlenmesine, taşınmaz üzerindeki haksız inşaatlerin kal’ine, şimdilik 1.000,00 TL (2009-2014 yılları arasındaki haksız işgal nedeniyle) ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, duruşmada alınan beyanında, dava konusu yere yapılan taşkın yapının bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; elatmanın önlenmesi ve kal yönünden davanın kabulü ile 11/05/2015 tarihli fen bilirkişisi Harun Reşit Oğur’un raporunda A harfi ile gösterilen ve yeşil renk ile boyalı davalı tarafından yapılan evin 30,65 m2’lik kısmı ve yine aynı bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen ve mavi renk ile boyalı davalı tarafından yapılan ahırın 24,50 m2’lik kısmının davacının taşınmazına tecavüzlü olduğu anlaşılmakla el atmanın önlenmesine ve bilirkişi raporunda belirtilen bu kısmın kaline, bu hususta ortaya çıkacak masrafın davalı tarafa yükletilmesine, davacı tarafın ecrimisil talebinin yasal unsurlar oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından ecrimisil tahsili isteminin reddine ilişkin verilen karara yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisilin tahsili istemine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 778 ada 45 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı, Mahkemesince yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, davalının dava konusu taşınmaza ev ve ahır yapmak sureti ile müdahale ettiğinin belirlendiği, ev ve ahırın taşan kısımları hakkında Mahkemece kal kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat türüdür.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir . Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir .
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir .
Somut olayda, Mahkemece, yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişisi raporunda, A harfi ile gösterilen evin 30,65 m2’lik kısmının, B harfi ile gösterilen ahırın 24,50 m2’lik kısmının tecavüzlü olduğu tespit edilmiş, alınan inşaat bilirkişi ek raporunda ise, tecavüzlü alanın tarım açısından değerlendirilmesinde, 45 ve 44 parsel sayılı taşınmazların sınırları arasında AN adı ile anılan gezi ve dolaşım alanı olarak kullanılması gerektiğinden bu alanda ekim yapılarak üretim yapılması ve gelire dönüştürülmesi mümkün olmadığından, ticari açıdan değerlendirilmesinde ise, şehir merkezinden uzak, mücavir alan içinde olduğu ve ticari getirisi olmadığından, tecavüz edilen alanlar yönünden ecrimisil hesabının yapılamayacağı belirtilmiş ve Mahkemece bu doğrultuda davacının ecrimisil tahsiline yönelik talebinin reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, az yukarı da açıklandığı üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat türüdür. Davacının, dava konusu taşınmazda tam malik olduğu, davalının taşınmazda kayıttan kaynaklanan bir hakkının olmadığı, davacının taşınmazına davalı tarafından haksız bir müdahale olduğu sabittir. Bu durumda, Mahkemece, haksız işgale dayanılarak müdahale edilen kısımlar için, taşınmazın niteliği gözönünde bulundurularak, az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacı lehine ecrimisil hesabı yapılması gerekir iken, gerek ticari açıdan gerekse tarımsal açıdan gelir getiren yerlerden olmadığı gerekçesi ile ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.