YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19206
KARAR NO : 2012/27648
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının icra takip dosyasındaki alacağının 10.10.2008 tarihli temlikname ile kendisine temlik ettiğini, temlik edilen 19000 TL alacağın bulunmaması nedeniyle ödediği temlik bedeli olan bu paranın faizi ile iadesi için takip yaptığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı kendisine 10.10.2008 tarihli temlikname ile temlik edilen Şarkikaraağaç İcra Müdürlüğünün 2008/383 sayılı dosyasındaki alacağın 19000 TL’lik kısmının aslında bulunmadığını, bu nedenle ödenen 19000 TL temlik bedelinin işlemiş faizi ile birlikte tahsili için yaptığı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın itirazı talepli bu davayı açmıştır. Davacı dava konusu icra takibinde 19000 TL asıl alacak ile birlikte 3126,92 TL işlemiş faiz (10.10.2008 tarihinden itibaren %27 avans faizi) ve ayrıca toplam 22.126,92 TL’yi tahsil tarihine kadar %20 faiz işletilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
2012/19206-27648
Davalı icra takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediğine göre; davacı, işlemiş faiz isteyemez. 19000 TL asıl alacağa 4.6.2009 takip tarihinden itibaren yürütülecek temerrüt faizinin hesabına gelince uyuşmazlığın Dairemiz incelemesine geldiği aşamada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinde , ” Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır ” denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “ Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)’nun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz ” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; uyuşmazlığın çözümü bakımından karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar değerlendirildiğinde, TBK’nun 88 ve 120. Maddelerinin emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re’sen gözetileceğinin kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK’nun 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesi gerekmektedir.
2012/19206-27648
Buna göre, TBK 88. maddesinden de açıkça anlaşıldığı gibi; faiz (anapara faizi) ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenecektir.
Yürürlükte olan mevzuat hükümleri hiç şüphesiz şu anda da yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’dur. Burada “yedek hukuk kuralı” veya “ikâme faiz” de denilebilecek olan kanunî (yasal) faiz devreye girmektedir (3095 sayılı Kanun m.l)
TBK.nda ” temerrüt faizi” başlıklı düzenlemede de (m 120) şu şekilde bir çözüme gidilmiştir:
Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. TBK m.120/f.2 atfıyla 395 sayılı yasa m.2 adi işlerde %9 + %100 fazlası yani %18’i aşamayacaktır. Hal böyle olunca mahkemece 19000 TL asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren %18 temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, icra dosyasında talep edildiği gibi %20 faizle tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 329.00 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, 3.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.