YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1714
KARAR NO : 2020/4819
KARAR TARİHİ : 10.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27.05.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava mirasın hükmen reddi talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, 28/09/2014 tarihinde ölen mirasbırakan …’ın terekesinin borca batık olduğunu beyanla mirası hükmen reddin tespitini istemiştir.
Davalı vekili, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş ve yargılamaya katılmamıştır.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, TMK’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.
Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama giderleri ve harçtan davalının değil davacıların sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 612. maddesi “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” hükmünü düzenlemiştir.
Somut olaya gelince, yukarıda açıklanan hukuksal olgu ve mirasın en yakın yasal mirasçılar tarafından reddedildiği dikkate alındığında 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 612. maddesi gereğince terekenin Sulh Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesine dair hüküm kurulması eksik bırakılmıştır.
Açıklanan eksiklikler doğru görülmemiş ise de, bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hüküm fıkrasının 3 numaralı bendindeki “davalıdan” ibaresi hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “davacılardan” ibaresinin eklenmesine, hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “Davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,” ibarelerinin eklenmesine, hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “Yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,” ibarelerinin eklenmesine ve 3. bent uyarınca hüküm fıkrasına “4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 612. maddesi gereğince mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi için hüküm kesinleştiğinde dosyanın mirasın açıldığı yer Sulh Mahkemesine gönderilmesine,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi