Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14723 E. 2020/3694 K. 18.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14723
KARAR NO : 2020/3694
KARAR TARİHİ : 18.06.2020

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bodrum 1. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bodrum 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 21.09.2017 tarihli ve 2013/496 Esas, 2017/485 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını duruşma talepli temyizi üzerine, duruşma talebinin dava değerinin miktar itibariyle duruşma sınırı altında kalması nedeniyle reddine karar verilerek, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı üçüncü kişi vekili, asıl ve birleşen dosyada haciz yapılan otelde borçlu şirketin müvekkili şirketin kiracısı olduğunu, kira bedeli ödenmediği için borçlunun sözleşmesinin feshedildiğini, mahcuzların mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, şirket demirbaş listesinde ve envanterinde de menkullerin kayıtlı olduğunu, borçlu şirket ile müvekkili arasında hiçbir organik bağın bulunmadığını, istihkak iddialarının kabulü ile uygulanan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dosyada davalı ……Şirketi vekili, üçüncü kişinin dosyaya delil olarak sunduğu kira sözleşmesi ve eklerinin adi yazılı olduğunu bu nedenle kesin delil teşkil etmeyeceğini, sunulan belgelerin üçüncü kişi ile borçlu arasında mal kaçırmak amacı ile düzenlenmiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi kök ve ek raporları dikkate alınarak mahcuzların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu sunulan faturalarla mahcuzların birbirini doğrular nitelikte olduğu, sicil kayıtları uyarınca borçlu ve üçüncü kişi arasında hukuki ve fiili bağ bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 30.05.2018 tarihli ve 2018/12 Esas , 2018/1048 Karar sayılı kararı ile davacı üçüncü kişinin sunduğu kira sözleşmesi, fatura ve ticari defterlerin İİK’nin 97/a maddesinde yer alan mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli ve elverişli olmadığı, her ne kadar Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına istinaden davacının istihkak iddiasının kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, her zaman düzenlenmesi mümkün faturadaki malların ayırt edici özelliklerinin yazılı olmaması, davacıya ait defterlerin kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapılmaması nedeni ile lehine delil teşkil etmeyeceği, bu sebeple alacaklı yararına olan mülkiyet karinesinin aksi güçlü ve inandırıcı deliller ile ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf talebinin esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1.2013/496 Esas sayılı asıl dava dosyasının temyiz incelemesinde;
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar haciz adresinin borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı şube adresi olması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğu, davacı üçüncü kişinin sunduğu delillerin karinenin aksini ispat için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosyada mevcut 22.08.2012 tarihli sabah saat:10.40 itibariyle tutulan haciz adresindeki otelde çıkan yangına ilişkin tutanak, aynı gün otelin borçlu ve işçileri tarafından tahliye edilerek saat:22.30 sıralarında üçüncü kişiye teslim edildiğine ilişkin iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu ile ilgili polis tarafından tutulan tutanaklar dikkate alındığında, borçlu ile üçüncü kişi arasında ihtilaf bulunduğu sabittir. Bununla birlikte üçüncü kişinin defter dışında dayandığı faturalar ve montaj evrakları borcun doğum tarihinden önceki tarihli olup mahcuzlarla uyumlu olduğu, 11.04.2009 tarihli borçlu ile yapılan kira sözleşmesi uyarınca demirbaşların kiralayan üçüncü kişiye ait olduğu, sonradan alınacak demirbaşların da alındıktan bir ay sonra üçüncü kişi adına kaydedileceğinin kararlaştırılmış olması karşısında, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü kararına ilişkin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
2. 2014/662 Esas sayılı birleşen dosyanın temyiz incelemesinde;
26.9.2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanuna paralel olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yapan 18.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu’na eklenen geçici 7. maddesine göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyize ilişkin hükümleri, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1. maddesine göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen miktar ve değeri onbin Türk Lirasını geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarihli, 02.12.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarihli ve 7165 Sayılı Kanun’un 1. maddesi ile de 28/02/2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na çıkarılmıştır.
Buna göre bölge adliye mahkemesince verilen kararlar için kesinlik sınırı, karar tarihi 20.07.2016 tarihi ile 02.12.2016 tarihleri arasında ise 10.000 TL; 02.12.2016 tarihi ile 28/02/2019 tarihleri arasında ise 7165 sayılı Kanun’un 3.maddesi ile İcra İflas Kanunu’na eklenen geçici 16.madde gereğince 40.000 TL, 28/02/2019 tarihinden itibaren verilen karar için 58.800 TL’dir.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre 2014/662 Esas sayılı birleşen dosyada uyuşmazlık konusu değerin kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır.
SONUÇ: 2013/496 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda 2. bentte yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 2014/662 Esas sayılı birleşen dosya yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi