Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/4617 E. 2020/1341 K. 13.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4617
KARAR NO : 2020/1341
KARAR TARİHİ : 13.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar vekili dava dilekçesinde, vekil edenlerinin 70 ada 256 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki binanın 2. kat 18 nolu bağımsız bölümünde paylı malik olduklarını, davalının, hiçbir hak sahibi olmayan dava dışı … adlı bir şahıstan dava konusu 18 nolu bağımsız bölümü gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 2002 yılında satın aldığını ve sonrasında 2004 yılında bu bağımsız bölümü işgal ederek 2006 yılına kadar burada kendisinin oturduğunu, daha sonra ise 2006 yılından 2014 yılı nisan ayına kadar taşınmazı kiraya vererek bağımsız bölümün kira gelirinden haksız biçimde yararlandığını, davalının anılan bağımsız bölümü satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığından ve tapunun kendisine verilmesi gerektiğinden bahisle müvekkillerine karşı … 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/264 Esas 2011/596 Karar numaralı dosyasında açtığı tapu iptali ve tescil davasında davanın reddine karar verilip bu kararın da Yargıtay denetiminden geçerek onanmak suretiyle kesinleştiğini, davalının açtığı davanın reddedilip red kararının da kesinleşmesine rağmen taşınmazdaki haksız işgaline devam ettiğini açıklayarak davalının anılan bağımsız bölümdeki haksız ve hukuka aykırı işgali nedeniyle dava tarihinden geriye doğru beş yıllık süre için belirsiz alacak olarak 15.000,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde, davacı tarafın ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığını, davacılar ile dava dışı … ve … Mimarlık Ltd. Şti. arasında … 1. Noterliğinde 07.03.1996 tarih ve 2942 yevmiye numarası ile satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiğini, dava konusu 15 numaralı bağımsız bölümün sözleşme ile yükleniciye bırakıldığını, daha sonra plan tadilatı ile yükleniciye bırakılan bağımsız bölümün 18 numarasını aldığını, yüklenicinin anılan bağımsız bölümü dava dışı … isimli kişiye … Noterliğinin 23.08.1996 tarihli ve 12041 yevmiye nolu satış vaadi ile satmayı vaad ettiğini ve bedelini de alarak taşınmazın zilyetliğini dava dışı …’a devrettiğini, daha sonra müvekkilinin dava dışı …’ın zilyetliğine ve elindeki satış vaadi sözleşmesine güvenerek bu kez … 2. Noterliğince düzenlenmiş 06.03.2002 tarihli ve 01864 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile bedelini de ödeyerek dava konusu taşınmazın zilyetliğini dava dışı …’dan iyiniyetli olarak devraldığını ve taşınmaza da bazı harcamalar yaptığını, davacılar ve dava dışı yüklenici … arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin davada vekil edeninin selefi dava dışı …’ın taraf olmadığı ve haberinin de olmadığı gibi müvekkili …’ın da böyle bir fesihten haberinin olmadığını, sözü edilen fesihten sonra, feshedilen bu sözleşmeye güvenilerek yükleniciye isabet edecek bağımsız bölümleri satın alan vekil edeninin ve dava dışı diğer kişilerin mağdur edilmesine yol açacak şekilde, davacılar ve dava dışı … isimli kişi ile yeni bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını ve bu sözleşmenin daha önce … 1. Noterliğinde yapılan 07.03.1996 tarihli ve 2942 yevmiye numaralı sözleşme ile kararlaştırılan şartların aynısını içeren bir sözleşme niteliğinde olup dava konusu bağımsız bölüm ile diğer bağımsız bölümlerin dava dışı … adlı kaydi yükleniciye bırakıldığını, sonrasında da dava dışı … isimli kaydi yüklenici ve dava dışı … adlı, feshedilen önceki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin müteahhitinin kendi aralarında muvazaalı bir sözleşme yaptığını, bu muvazaa nedeniyle dava dışı …’nin esasen gerçek yüklenici olmayıp gerçek yüklenicinin dava dışı … olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine, davalı müvekkilinin … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/264 Esas 2011/596 Karar sayılı davanın reddine yönelik ilamın kesinleşmesi ile taşınmazdaki zilyetliğini devam ettirmeyip, taşınmazı davacılara teslim ettiğini belirterek davanın reddini savunarak, açılan davanın …, … ve … Mimarlık Ltd. Şti’ye ihbar edilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili, cevaba cevap dilekçesinde davalının, davaya konu bağımsız bölümü temlik aldığını ileri sürdüğü dava dışı …’ın davalıya temlikin yapıldığı 06.03.2002 tarihinde dava konusu bağımsız bölümle ilgili temlik edecek bir hakkının bulunmadığını, taraflar arasında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/264 Esas 2011/596 Karar sayılı kesin hüküm dosyası ile de sabit olduğu üzere … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/34 Esas 2000/307 Karar sayılı sözleşmenin feshi davasının açıldığı tarih ile dava dışı yüklenici …’ın inşaatı getirdiği seviyenin %5 olduğunu, bu nedenle dava dışı … ile yüklenici firma arasında sözleşmeyi yapıldığı iddia edilen 23.08.1996 tarihinde yüklenici firmanın tapu mülkiyetine hak kazanmadığını, yüklenici ile 3. şahıs arasında yapılan sözleşmenin alacağın temliki niteliğinde olup bu sözleşme ile müteahhitin alacağını temlik alana devretmiş olduğunu, ancak, temlik alanın arsa sahiplerinden tapu devrini isteyebilmesi için yüklenicinin tapuya hak kazanması gerektiğini, dava dışı …’dan temlik alacağını ileri süren davalının da davacılara müracaat edebilmesi için temlik aldığı hakkın var olması gerektiğini, dava dışı …’ın kazanmadığı bir alacağı temlik etmiş olduğunu ve davalının temlik aldığı 06.03.2002 tarihinde yüklenici … ile davacılar arasında yapılmış olan … 1. Noterliğinin 07.03.1996 tarihli ve 2942 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin daha önce mahkeme kararı ile geçmişe dönük olarak feshedilmesinden dolayı mevcut olmaması nedeniyle davalının … ile yaptığı sözleşmenin ona bir hak bahşetmeyeceğini, çünkü anılan sözleşmenin akdedilmesinden önce mahkeme kararı ile yüklenici ve arsa sahipleri arasındaki sözleşmenin geçmişe dönük olarak feshedilmiş olup feshin de keşinleştiğini, ayrıca tarafların … Noterliği 08.05.2001 tarihli ve 04702 yevmiye nolu ibraname ile ibralaştıklarını, davalı tarafın dava dışı … ile satış vaadi sözleşmesi akdettiği 06.03.2002 tarihinde, davalı tarafın feshedilmiş bir sözleşmeye dayanarak bağımsız bölümü kullanmasının iyiniyetli kabul edilemeyeceğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmesinden önce yüklenici ya da onun temlik ettiği kişiden bağımsız bölüm satın alan kişinin başlangıçta iyiniyetli olduğunun kabul edileceğini, ancak bu iyiniyetli kullanımın arsa sahipleri davacılar tarafından açılan davanın sonucunda verilen sözleşmenin feshine dair kararın kesinleşmesi ile son bulacağını açıklayarak davanın kabulü konusundaki talebini yinelemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil istemine dayanmaktadır.
Somut olayda, tapuda pay maliki olan davacılar ile dahili davalı … arasında … 1. Noterliğinin 07.03.1996 tarihli ve 2942 yevmiye numaralı düzenleme biçimindeki kat karşılığı inşaat sözleşmesi, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.05.2000 tarihli 2000/34 Esas 2000/307 Karar sayılı hükmüyle feshedilmiş olup sözkonusu hüküm 09.10.2000 tarihinde sözleşmenin feshi yönünde kesinleşmiştir. Diğer yandan davalı …’ın davacılar aleyhine … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/264 Esas 2011/596 Karar sayılı dosyasında açtığı tapu iptali ve tescil talepli davada mahkemesince 22.09.2011 tarihinde red kararı verilmiş ve red kararı 30.10.2013 tarihinde keşinleşmiştir. Görülmekte olan dava dosyasında ise davacı taraf dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Tapu maliki olan davacılar ile yüklenici … arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin yukarıda anılan mahkeme kararının kesinleşmesi ile dahili davalı … haksız işgalci durumuna düşmüştür. Dolayısıyla haksız işgalci durumuna düşen dahili davalı …’dan … 2. Noterliğinin 06.03.2002 tarihli ve 1864 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı satın alan davalı …’ın da taşınmazda haksız işgalci olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davacı tarafın istemi gözetilerek, iddia ve savunma çerçevesinde delillerin toplanması suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine, 13.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.