Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/13576 E. 2020/3754 K. 22.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13576
KARAR NO : 2020/3754
KARAR TARİHİ : 22.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti ve Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili, davalı …A.Ş. vekili, davalı … Belediyesi vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, … ili …ilçesi … köyü sınırlarında bulunan ve tapulama harici alanda kalan, müvekkili tarafından yetiştirilmiş olan bağın davalı DEDAŞ A.Ş.’nin ileti hatlarının bakım yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeni ile tamamen yandığını, davalı şirketin daha önce de ileti hatlarının düzenli bakımını yapmayarak davacının meyve ağaçlarının ve bağların yanmasına neden olduğunu, …Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/124 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, hazineye karşı açmış olduğu aidiyet davasının kabulü ile bilirkişinin 17/11/2014 tarihli raporunda kroki de A harfi ile gösterilen 8875,70 m2’lik alanda bulunan bağın , davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı DEDAŞ’tan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 22.06.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle, 69.693.36 TL tazminatın davalı DEDAŞ’tan faiziyle tahsilini, Hazine ve Belediyelere karşı açtığı muhdesatın aidiyeti davasının kabulünü talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davalı DEDAŞ vekili davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Dahili davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın müvekkili idare yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, fen bilirkişisi İhsan Yaman’ın 23.05.2016 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen tapulama harici alandaki taşınmaz üzerindeki 443 adet bağ teveğinin dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarından kardeşler arasında yapılan paylaşım sonucunda davacıya bırakıldığı anlaşıldığından, davacının muhdesatın tespiti davasının kabulüne, bu alandaki bağ teveklerinin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, tazminat davasının kabulü ile, 69.693,36 TL tazminatın olay tarihi olan 29.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde, davalı Hazine vekili, davalı DEDAŞ vekili, dahili davalı … vekili ve dahili davalı … Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere, davacı vekilinin dava dilekçesinde tazminat talebinin DEDAŞ’a yönelik olduğunun anlaşıldığına, hükümde tazminatın davalı DEDAŞ’tan tahsiline karar verilmesi yerine davalıdan tahsiline karar verilmesinin maddi hata niteliğinde olduğu anlaşıldığına göre davalı DEDAŞ vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün tazminata ilişkin bölümünün onanmasına,
2.Davalı Hazine, davalı … ve davalı … Belediyesi vekillerinin temyiz itirazlarına gelince;
Davalı Hazine ve belediyelere karşı açılan dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukun’da, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı HMK mad. 106/2.) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h ve 115 mad.)
Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlenmeler ve ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde, davaya konu taşınmaz hakkında istisnalar mevcut olmadığından davacının tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davalılar Hazine ve belediyelere yönelik açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili ve davalı … Belediyesi vekili ile davalı … Belediyesi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalı DEDAŞ’ın temyiz itirazlarının reddi ile, tazminata yönelik hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 1.222,46 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3.538,35 TL’nin temyiz eden davalı DEDAŞ’dan alınmasına 22.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.