YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4975
KARAR NO : 2020/1340
KARAR TARİHİ : 13.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarında, vekil edeni ve davalının kardeş olduklarını, tarafların babalarının 1994 yılında vefatı nedeniyle muris babalarının mirasçılarına iki katlı işyeri ve dört katlı apartmanın intikal ettiğini, halen davalının fiilen kullandığı iki katlı işyerinde müvekkili ve davalının 2008 yılı Mayıs ayından 2010 yılı Nisan ayına kadar birlikte çalışarak mobilya imalat ve dekorasyon işi yaptıklarını, 2010 yılı Nisan ayında ise davalının vekil edenini işyerinden uzaklaştırması neticesinde birlikte çalışmalarının son bulduğunu, müvekkilinin anılan işyerine yapmış olduğu maddi katkıların davalıdan tahsili için, taraflarınca Küçükçemece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/107 Esas sayılı dosyasında davalıya karşı alacak davası açtıklarını, davalının sulh teklif etmesi ve vekil edenine 9.000,00 TL ödemesi neticesinde davanın takip edilmemek suretiyle dosyasının işlemden kaldırıldığını, davalının tarafların birlikte çalışmasının son bulduğu 2010 yılı Nisan ayından itibaren dava konusu iki katlı işyerinde bizzat ve tek başına mobilya üretim ve satış faaliyetine devam ettiğini, davalıya, vekil edeni tarafından İstanbul 33. Noterliğinde keşide edilen 01.02.2012 tarihli ve 00653 yevmiye numaralı intifadan men ve geriye doğru 22 aylık ecrimisil ödenmesi talebini içeren ihtarnameye rağmen davalının anılan taşınmazdaki ticari faaliyetine devam edip kendisinden talep edilen ecrimisil bedelini de ödemediğini, açıklayarak davalının fiilen kullanmakta olduğu 6243 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı işyerinin alt katı için 01.04.2010 tarihi ile 31.01.2012 tarihi arası süre bakımından vekil edeninin ¼ miras hissesine düşen toplam 2.750,00 TL’nin ve yine aynı tarihler arası sürede iş yerinin üst katı için ise vekil edeninin yine ¼ hissesine düşen toplam 4.400,00 TL’nin her ikisinin toplamı olan 7.150,00 TL’nin fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili ise cevap dilekçesinde ve yargılama aşamalarında, davacı tarafın ecrimisil bedelini tarafların ortaklık ilişkilerinin bittiği tarihten itibaren talep ettiğini, oysa paydaşların birbirlerinden ecrimisil talep edebilmeleri için intifadan men koşulunun gerçekleşmiş olması gerektiğini, müvekkilinin, davacıyı dava konusu taşınmazdan yararlandırmama gibi bir davranışının olmadığını, bu nedenle davanın haksız olduğunu, şayet vekil edeninin intifadan men edildiğinin kabul edilmesi halinde ise intifadan men için esas alınması gereken tarihin davacının davalı müvekkiline noter aracılığıyla gönderdiği ihtarnamenin tebliğ tarihi olabileceğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, 5.310,46 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmesi üzerine; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil taleplidir.
Somut olayda, tapu kaydından dava konusu 6243 sayılı taşınmazın arsa vasfında ve 152,00 metrekare yüzölçümlü olup tam hisse mülkiyetinin tarafların murisi …’a ait olduğu, kaydın satış suretiyle 02.06.1988 tarihinde oluştuğu anlaşılmaktadır. Dosyadaki veraset ilamından muris …’ın 07.09.1994 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacı oğlu …’ı, davalı oğlu …’ı ve dava dışı eşi …’ı ile dava dışı kızı …’ı bıraktığı görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki kural olarak, intifadan men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
Dosya kapsamından davalı tarafından dava konusu 6243 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı yerin davalı tarafından bizzat mobilyacılık faaliyeti yapan işyeri olarak kullanıldığı anlaşılıyor olsa da davalının intifadan men edildiğinin (intifadan men olgusunun) kanıtlanması gerekir.
Dosya arasında bulunan ve davacının davalıya gönderdiği intifadan men ve ecrimisil talebini içeren İstanbul 33. Noterliğinin 06.04.2012 tarihli ve 653 yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya 14.02.2012 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir. Bu nedenle kural olarak davalı yönünden intifadan men’in de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ve ecrimisil miktarının da bu tarihin başlangıç kabul edilerek, bu tarihten dava tarihine kadar olan süre için hesap edilmesi gerekir, ancak dosya içeriğinden evvelce taraflar arasında görülen ve davacının açmış olduğu birisi Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/206 D.İş dosya numaralı delil tespiti istemli dosyası ve yine Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/107 E. sayılı dosyasının bulunduğu anlaşılmaktadır, bu nedenle anılan dosyaların getirtilerek bu dosyalardaki dava konusunun ve davacı taleplerinin, incelenen dosyadaki taşınmazın davalı tarafından kullanılması açısından, davacının davalıya yönelik intifadan men iradesini yansıtıp yansıtmadığının değerlendirilmesi ve intifadan men iradesini yansıtıyorsa bunun hangi tarihten itibaren gerçekleştiğinin belirlenip iddia ve savunma çerçesinde ecrimisil miktarı tespit edilerek karar verilmesi gerekir. Durum böyle iken yukarıda belirtilen hususlar nazara alınmaksızın, yanılgılı değerlendirmeyle 01.04.2010 tarihi ile 28.02.2012 tarihi arasını kapsayan süre için hesap edilen ecrimisil miktarının esas alınarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 13.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.