Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/16483 E. 2020/3613 K. 17.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16483
KARAR NO : 2020/3613
KARAR TARİHİ : 17.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı Hazine vekili, dava konusu 119 ada 32 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve davalı lehine 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17. maddesinde belirtilen şartların oluşmadığı gerekçeleriyle dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, dava konusu taşınmazın murislerinden intikal ettiğini ve tarım arazisi olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı tarafca temyizi üzerine, Dairemiz’in 07.03.2017 tarihli ve 2014/27709 Esas 2017/3124 Karar sayılı ilamı ile, Mahkemece düzenlenen tensip tutanağında ön inceleme duruşmasının 07.12.2012 tarihinde yapılmasına karar verildiği, davalıya dava dilekçesi, tensip zaptı ve duruşma gününün tebliğ edildiği; ancak davalı tarafın belirlenen ön inceleme duruşmasına gelmediği, Mahkemece, ön inceleme duruşmasında davanın usule ilişkin sebeplerle karara bağlanmayıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre, davalının HMK’nun 147/1 maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesinin zorunlu olduğu, bu yasal zorunluluğun gereği yapılıp, davalının tahkikat duruşmasında bulunmasına olanak sağlanmaksızın, davanın esası hakkında hüküm kurulmasının, davalının hukuki dinlenilme hakkına (HMK mad. 27) aykırı olduğu, diğer yandan Mahkemece, 12.04.2014 tarihli keşif sonrasında alınan bilirkişi raporlarının da davalı tarafa tebliğ edilmediği, bilirkişi raporlarının HMK’nin 280. maddesi uyarınca (HUMK mad. 282). davalıya tebliğ edilmemesinin de yukarıda zikredilen hukuki dinlenilme hakkının ihlali anlamında olduğu, dolayısıyla hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek özellikle, davalı tarafın HMK’nin 147/1 maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesi, HMK’nin 280.maddesi (HUMK mad. 282). gereği bilirkişi raporlarının usule uygun şekilde tebliğ edilerek itirazlarını sunması için süre ve imkan verilmesi, bu hususta gerekirse HMK’nin 145. maddesinin de göz önünde tutulması, ondan sonra tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde yargılamaya devam edilerek işin esasına ilişkin hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazın son 15 yıldır kullanılmayan taşlık ve bor halinde olduğu, tarımsal faaliyetin yapılmadığı, 20 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla zilyetliğin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile aynı vasıf ve mesaha ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu iddia edilen taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkeme bozma kararına uymakla, bozma kararı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapıp, bozmada belirtilen esaslar çerçevesinde hüküm vermek yükümlülüğü altına girer. Bozmaya uyulmakla usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Her ne kadar usuli kazanılmış hak usul hukukunda açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir.
Somut olaya gelince; Mahkemece, bozmaya uyulmakla birlikte bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, bozma ilamında, gerekirse HMK’nin 145. maddesinin göz önünde tutulması, ondan sonra tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiğine değinildiği, davalının yasal süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde tanıklarının isim ve adreslerini, hangi konuda dinletilmek istediklerini de açıkça bildirdiği, buna rağmen bozma sonrası yapılan yargılamada Mahkemece bilirkişi raporlarının davalıya tebliği ile yetinerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı Hazine kazanmayı sağlayan zilyetliklik koşullarının davalı yararına gerçekleşmediğini, davalı ise taşınmazda atalarının ve kendisinin uzun zamandır ekonomik amaca uygun zilyetliklerinin bulunduğunu idda ettiğine göre, kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanması gerekmektedir. HMK’nin 27. maddesinde düzenlenen “hukuki dinlenilme hakkı” açıklama ve ispat hakkını da kapsamaktadır. Hukuki dinlenilme hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama sujelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gereklidir.
Bu durumda Mahkemece davalının yasal süresi içerisinde tanık listesi sunduğu nazara alınarak, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nin 243. ve 244. maddeleri uyarınca davetiyeyle keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanun’un 259. maddesi uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, taşınmaza kimin zilyet olduğu, zilyetlik süresinin ne zaman başladığını ve ne şekilde devam ettiği hususları yerel bilirkişi ve tanıklara sorularak açıklığa kavuşturulmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.