YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8621
KARAR NO : 2020/3935
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 19.01.2017 tarihli ve 2015/537 Esas, 2017/89 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, hacze konu mahcuzların vekil edeni tarafından borçlu şirketin fatura karşılığı satın alındığını açıklayarak, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, karinenin aksinin üçüncü kişi tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 114/1-d maddesi hükmüne göre; tarafların dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması, dava şartlarındandır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılamaz, hüküm verilemez.
Dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil kayıtlarına göre, davanın devamı sırasında 19/08/2015 tarihinde davalı borçlu şirketin kaydının resen terkin edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK’nin Geçici 7. maddesinde ticaret şirketlerinin re’sen tasfiye ve sicilden terkin halleri düzenlenmiş, ancak maddenin 2. bendinde davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı ve süresi içinde ihya için dava açılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle; davacıya, davalı borçlu şirketin ihyasını sağlamak üzere dava açması için süre verilip, şirketin ihyası ve bundan sonra ihya edilen şirkete tebligat yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın sonuçlandırılması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 371/1-ç. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.