YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4663
KARAR NO : 2020/2810
KARAR TARİHİ : 11.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13/06/2019 tarih ve 2018/76-2019/593 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “KİRAZ” markasının mülkiyetinin ve kullanım hakkının devir yoluyla müvekkiline geçtiğini, davalının aynı markayı müvekkili adına tescilli emtialarda izinsiz kullandığını ileri sürerek tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesini, şimdilik 3.000 TL maddi, 12.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, “KİRAZ” markasının müvekkili adına da tescilli olduğunu, müvekkilinin markayı davacı adına tescilli emtialarda kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça tescil edilmiş “KİRAZ” markasının davalı adına da tescilli olduğu, fakat davalının bu markayı adına tescilli olduğu sınıflarda değil de davacıya ait markaların tescillendiği sınıflarda kullandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının tecavüzü ve haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesine, maddi tazminat talebinin reddine, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, marka hakkına dayalı tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Davacının davasının kısmen kabulü ile tecavüzün tespiti, durdurulması ve engellenmesine, bununla birlikte davacı taraf yapılan bu tecavüz nedeniyle müvekkil şirketin uğramış olduğu maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de yapılan yargılamada davacının uğramış olduğu maddi tazminat miktarı açısından delil bildirmediğinden maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf dava dilekçesinde davalının markayı hukuka uygun olarak kullansaydı lisans
bedeli ödeyeceğini, bu kapsamda şimdilik 3.000 TL maddi zararları oluştuğunu iddia ettiği gibi, 03.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı sunduğu 02.05.2019 tarihli itiraz dilekçesinde, bilirkişinin lisans sözleşmesi sunulmadığı için ilgili ticaret odasından lisans bedelinin ne olabileceğine dair görüş sorulmasına ihtiyaç bulunduğunu belirtmesi karşısında, ilgili ticaret odasından lisans bedelinin ne kadar olabileceğine ilişkin görüş sorulmasını talep ettiğini ifade ederek 556 sayılı KHK’nın 66. maddesinde düzenlenen seçimlik tazminat hakkını lisans bedeline göre kullanmıştır. Bu durumda mahkemece lisans bedelinin tespitine yönelik olarak ilgili ticaret odası ya da meslek kuruluşlarından emsal sözleşme örnekleri sorulması, bulunamaması halinde ise lisans bedelinin hesaplanmasında markaya ait ciroya yüzde olarak uygulanacak miktarın tespiti ile 556 sayılı KHK’nin 66/c ve son fıkrası uyarınca lisans bedeli belirlenir iken davacının dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün niteliği, davacının piyasadaki pazar payı, markanın ekonomik değeri, genel ekonomik koşullar, davalıda ele geçen tespit edilen ürün miktarı, tecavüzün süresi gibi etkenler dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir lisans bedelinin belirlenmesi ve belirlenecek olan bu bedele uygun olarak manevi tazminat miktarına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle maddi tazminat talebinin reddine ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.