YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3946
KARAR NO : 2020/2518
KARAR TARİHİ : 01.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/11/2017 tarih ve 2016/669 E- 2017/1099 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-usulden reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/06/2019 tarih ve 2018/751 E- 2019/781 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin de içinde bulunduğu Kombassan Grubu tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede “yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği” garantisi ile para toplanıldığını, toplanılan paralara ilişkin başlangıçta makbuz verildiğini ancak daha sonra bu makbuzların alınarak yerine ortaklık durum belgesi, ortaklık ve hisse senedi takip formu ibareli belgelerin verildiğini, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık, izinsiz halka arz, kanuna aykırı aracılık faaliyeti gibi suçlamalarla ceza davaları açıldığını, müvekkili tarafından yatırılan paranın iadesinin istenmesine rağmen paranın iade edilmediğini, davalı tarafça yapılan para toplama işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalının basiretli iş adamı gibi davranmadığını, davalının eyleminin SPK mevzuatına aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı şirketlerin ortağı olmadığını, taraflar arasında kanuna uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını belirterek müvekkilinin davalı şirketlerde hukuka uygun surette kurulmuş bir ortaklığının bulunmadığının tespiti ile müvekkilinden tahsil edilen 7.201,55 Euro’nun tahsil tarihi itibarıyla 3095 sayılı Kanunun 4/a.maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; açılan bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, Almanya Essen Mahkemesi’nin 2 O 359/10 dosyası ile …aleyhine dava açıldığını, açılan davanın reddedildiğini, OLG Hamm Mahkemesi’nin 34 U 5/12 sayılı kararı ile kararın kesinleştiğini, davacı ile davalı şirketler arasında iddia edildiği gibi davalıları borç altına sokacak herhangi bir hukuki işlem bulunmadığını, davalılarca davacıdan herhangi bir para tahsil edilmediğini, taraflar arasında ödünç ya da borç ilişkisi de bulunmadığını, teminat göstermek zorunda olduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacının dayanak gösterdiği belgenin davalıyı ilzam etmeyeceğini, davacının işbu davada bankacılık mevzuatı hükümlerinin uygulanması yönündeki beyanlarının kabulünün de yasal olarak mümkün olmadığını, SPK mevzuatının ihlal edildiği yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, ayrıca eski TTK ve Borçlar Kanunu hükümlerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının da gerçeğe uygun düşmediğini, hile iddiasının yasal dayanağının bulunmadığını, haksız fiil hükümlerinin açılan davada uygulanmasının söz konusu olamayacağını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … davaya karşı cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece; tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın hak düşürücü süre ve zamanaşımı def’inin yerinde olmadığını, davalı şirketin SPK’ya kendisinin sunduğu CD’ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete 7.591 Euro ödeme yaptığını, ancak, davacının dava dilekçesinde 7.201,55 Euro talep ettiğini, taleple bağlılık ilkesi gereğince bu miktar üzerinden davanın kabulü gerekeceğini, davalı tarafın yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm olduğu yönündeki talebinin kesin hüküm için aranan hukuki sebebin aynı olma şartı bulunmadığından bekletici mesele yapılmadan kesin hüküm talebinin reddi ile davacının davalı Bera Holding A.Ş.’nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 7.201,55 Euro’nun Türk Borçlar Kanununun 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince; devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli euro mevduat hesabına ödediği 25.10.2016 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/195 E. 2017/918 K. sayılı ilamının incelenmesinde, davacının Kombassan Holding A.Ş, davalısının Havva Fidancı olup, tanıma ve tenfiz istemine ilişkin açılan davada Federal Almanya Cumhuriyeti OLG Hamm Mahkemesi’nin 34 U 5/12 sayılı (2 O 59/10 Almanya Essen Mahkemesi) dosyasından verilen 11.12.2012 tarihli kararın tanınmasına karar verildiği, Federal Almanya Cumhuriyeti Essen Mahkemesi’nin 2 O 359/10 sayılı dosyasında, davacısının Havva Fidancı, davalısının Kombassan İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davalının şirketi olan Kombassan Holding SA 1929 şirketine davacı tarafça 27.09.1999 tarihinde 14.850 DM (7.592,68 Euro) para yatırılarak yatırılan hisse senedi bedeli karşılığı olarak verilen bedelden 7.201,55 Euro’nun tahsilinin talep edildiği, mahkemece, 15.12.2011 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı … İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesinde temyiz edildiği, mahkemece, davacının 7.201,55 Euro zarar tazminatını talep hakkının söz konusu olmadığı, davacının aldatılma durumunun tespit edilemediği, bu davada olması gereken haklılık şartının eksik olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın 09.11.2016 tarihinde kesinleştiği, davacının işbu davada da davalı şirkete yatırdığı 14.085 DM karşılığı 7.201,55 Euro’nun davalı şirketten tahsilini talep ettiği, talebinin dayanağı olarak da dava dilekçesinde 14.085 DM karşılığı 7.201,55 Euro miktarlı ödemesini gösteren 03.02.2000 tarihli 14.850 DM bedelli ortaklık durum belgesindeki 40 hisse bedeli karşılığı olan 800 DM’nin düşülmesi sonucu verilen en son tarihli ortaklık durum belgesini gösterdiği, kesinleşen Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/195 E. 2017/918 K. sayılı dosyasına konu Federal Almanya Cumhuriyeti OLG Hamm Mahkemesi’nin 34 U 5/12 sayılı (2 O 59/10 Almanya Essen Mahkemesi) gerekçeli karar içeriğinde de dava konusu edilen ödemenin 14.085 DM karşılığı 7.201,55 Euro bedelli ödeme olduğu ve her iki davanın tarafları ile dava sebepleri ile dayanılan vakıların ve ileri sürülen iddiaların aynı olduğu, bu durumda Federal Almanya Cumhuriyeti OLG Hamm Mahkemesi’nin 34 U 5/12 sayılı (2 O 59/10 Almanya Essen Mahkemesi) dosyasından açılan ilk dava ile istinafa konu eldeki ikinci davanın tarafları, dava sebebi ve dayanılan vakıanın aynı olması nedeniyle eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28.11.2017 tarih ve 2016/669 E.- 2017/1099 K. sayılı kararının HMK’nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince davalı şirket yönünden kaldırılmasına, davanın kesin hüküm nedeniyle davalı şirket yönünden HMK’nın 114/1.i ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.