Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4169 E. 2020/1619 K. 18.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4169
KARAR NO : 2020/1619
KARAR TARİHİ : 18.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21/09/2017 tarih ve 2013/318 E- 2017/877 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 14/06/2019 tarih ve 2018/396 E- 2019/763 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı şirket vekili ve davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketlerin de içinde bulunduğu Kombassan Grubu tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede “yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği” garantisi ile para toplanıldığını, toplanılan paralara ilişkin başlangıçta makbuz verildiğini ancak daha sonra bu makbuzların alınarak yerine ortaklık durum belgesi, ortaklık ve hisse senedi takip formu ibareli belgelerin verildiğini, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle ceza davaları açıldığını, müvekkili tarafından yatırılan paranın iadesinin istenmesine rağmen müvekkili tarafından davalı tarafa yatırılan paranın iade edilmediğini, davalı …’ın TTK’nın 336. maddesi uyarınca yönetim kurulu başkanı sıfatıyla diğer davalılar ile birlikte müvekkili zararından sorumlu olduğunu, müvekkilinin davalı şirketlerin ortağı olmadığını, taraflar arasında kanuna uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek taraflar arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinden tahsil edilen 30.000,00 Euro’nun tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarına yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 16.741,00 Euro’nun TBK’nın 99.maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği 15/08/2013 dava tarihinden itibaren döviz faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adilye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı …Ş.’nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 11.048,00 Euro’nun 15/08/2013 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalı şirketten (davalı … yönünden ilk derece mahkemesince kurulan hüküm yönünden tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla ve müteselsilen) alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ve davacı vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 28.06.2019 itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi temyiz kesinlik sınırı 58.800,00 TL olup, bu meblağın altında kalan hükümler, 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a. bendi uyarınca kesin niteliktedir. Davacı tarafın temyiz itirazına konu ettiği tutar 18.952,00 EURO olup, bu tutarın dava tarihi satış kuru üzerinden TL karşılığının 47.595 TL’ye tekabül ettiği gözetildiğinde davacı temyiz isteminin temyiz sınırı altında kaldığı anlaşılmakla davacının temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin hükümsüzlüğü ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.