Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/2944 E. 2020/7447 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2944
KARAR NO : 2020/7447
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Mağdurun yaralanmasına ilişkin, Turgutlu Devlet Hastanesinin 30.10.2015 tarihli raporunda ”Delici kesici alet yaralanması. L5 vertebra sol tarafta 3*1 cm ebatında 4-5 cm uzanım gösteren delici-kesici alet giriş yeri. Hayati tehlike yoktur. Alkolmetre ile alkol tespit edilmedi. (0 promil).Geçici rapordur, kati rapor beyin cerrahi, üroloji, genel cerrahi tarafından verilecektir.” şeklinde tespitlere yer verildiği, ancak aynı hastanenin birisi beyin cerrahi uzmanı tarafından verilen 11.11.2015 tarihli kat’i raporlarında; mağdurun yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğunun tespit edildiği, bu hali ile raporlar arasında bulunan çelişkinin giderilmesi için mağdura ait tüm tedavi evrakları, filmler, grafiler, geçici ve kat’i raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne sevkinin yapılarak, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde raporunun aldırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz ve çelişkili raporlara dayanılarak yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi,
2)Alacak verecek meselesinden çıkan kavgada sanığın soruşturma aşamasında mağdurun kendisine küfrettiği ve göğsüne yumruk attığı savunmasında bulunması karşısında, olayın oluş şeklinin, kimin tarafından başlatıldığının, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususta soruşturmada bilgilerine başvurulan tanıklar ve bilhassa olayın gerçekleştiği esnada orada bulunduğu anlaşılan …, … ve tanıklıktan çekilme hakkını kullanmadığı takdirde sanığın ağabeyi …’un dinlenilmesi, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespitine çalışılması, ilk haksız hareketin tespit edilememesi durumunda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve Esas 2002/4 -238- Karar 2002/367 sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükmünün asgari (1/4) oranda uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışmasız bırakılması,
3)Sanık hakkında kurulan hükümde mağdurun hayati tehlike geçirmesi nedeniyle cezasından artırım yapılırken kanun maddesinin 5237 sayılı TCK’nin 87/1-d maddesi yerine TCK’nin 87/1 olarak gösterilmesi,
4)5271 sayılı CMK’nin yargılama giderleri başlıklı 324. maddesinin 2. fıkrasında ”Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ve 26.05.1935 tarihli ve 111/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ”yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmelidir” ve 02.05.1966 tarihli ve 4/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da ”tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükletileceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığa yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğinin” belirtildiği halde, mahkemece verilen hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama gideri miktarı dökümü yapılmayıp,gerekçeli kararla birlikte sanık aleyhine yargılama giderine hükmolunması,
5)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 23.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.