YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6174
KARAR NO : 2013/4961
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, 31.12.2008 tarihinde müvekkiline çarpması sonucu, müvekkilinin ağır yaralanarak sakat kaldığını belirterek daimi iş göremezlik zararı için 1.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Davacı vekili tarafından 21.11.2011 tarihli ıslah dilekçesi verilerek yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat istemi artırılmış ve sonuçta; daimi iş göremezlik zararı için toplam 15.369,32 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalılar vekilleri ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; “…davanın ıslah talebiyle birlikte kabulüne, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçede yazılı limitle sınırlı kalmak üzere 15.369,32 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi için dava tarihinden itibaren, diğer davalı için ise olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi
tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’ten tahsiline…” karar verilmiştir. Karar, davalı … Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, gerektirici sebeplere göre, davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Dava konusu olayda; davalı sürücü, 31.12.2008 tarihinde sevk ve idaresindeki otomobille seyir halinde iken yolun karşısına geçmeye çalışan davacıya çarpmış ve olay tarihinde 74 yaşında olan davacı yaralanmıştır. Olayla ilgili açılan ceza davasında kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, olay yeri krokisine göre davalı-sanık sürücünün olayda kusurunun bulunduğu açıklanarak adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Mahkemece, eldeki davada, kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla keşif yapılmış, keşif sonrası makine mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; davalı sürücünün, aracının hızını, aracın teknik özelliklerine, hava ve trafik şartlarına göre ayarlamadığından dolayı asli derecede, % 75 oranında kusurlu olduğu, kaza mahallinden 56 metre uzaklıkta bulunan yaya geçidini kullanmayarak yolun karşısına geçmeye çalışan davacının ise tali derecede ve % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bu bilirkişi raporunda taraflara izafe edilen kusur oranları, olayın oluş biçimine ve dosya kapsamına uygun bulunmamıştır. Davalı vekili tarafından yargılama sırasında itiraz edilen bu bilirkişi raporu, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli nitelikte görülmemiştir.
O halde; mahkemece, dosyanın İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı, keşif tutanağı, dosyada mevcut bilirkişi raporu, hazırlık soruşturma dosyası, taraf tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamının birlikte irdelenmesi ile tarafların kusur durumlarıyla ilgili ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
3-Mahkemece hükme esas alınan ve Adli Tıp Uzmanı doktor tarafından düzenlenen 13.07.2011 tarihli raporda; “…trafik kazası sonucu yaralanan kişinin, kafada açıklık bırakan burhalle delikleri ile ilgili olarak kişinin yaşı, işi ve yaralanması sonucu hesaplanan maluliyetinin % 19 olarak kabulünün uygun olduğu…” belirtilmiştir. Ancak; bu rapor, hükme esas alınmaya elverişli ve yeterli nitelikte görülmemiştir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; çalışmakta iken sakat kalan kişinin uğradığı maddi zararın hesaplanmasında, uğradığı sakatlık oranı değil, bu sakatlık nedeniyle ortaya çıkan iş göremezlik, diğer anlatımla, çalışma ve kazanma gücündeki kayıp oranı esas alınmalıdır. Bu durumda mahkemece, davacının, kaza sonrası yaralanmasına ilişkin tüm tedavi belgeleri, grafiler ve raporlar getirtilip eklenerek Adli Tıp Kurumu’ndan, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tesbit İşlemleri Yönetmeliğinde öngörülen kriterlere göre, zararın hesaplanmasına temel oluşturulacak kazaya bağlı iş göremezlik (maluliyet) oranı ve sakatlığının kazaya bağlı olup olmadığı hususlarında rapor alınıp, kazaya bağlı işgücü kaybı oranı usulüne uygun olarak belirlendikten sonra, tazminat hesabı için aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınması ve usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda adı geçen yönetmeliğe uygun olmayan ve denetime elverişsiz doktor raporuna dayanılarak ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
4-Dava dilekçesinde, dava konusu trafik kazası sonucu yaralanarak sakat kalan davacının, tornacılık yaptığı ileri sürülerek maddi tazminat istenmiştir. Davacı tanıkları, yargılama sırasında yeminli anlatımlarında, davacının 74 yaşında olmasına rağmen tornacı olarak çalıştığını ve günlük yevmiyesinin 50,00 TL olduğunu beyan etmişlerdir. Mahkemece hükme esas alınan tazminat bilirkişi raporunda, bu tanık beyanlarına göre davacının net asgari ücretin 2,58 katı kadar gelir elde ettiği varsayılarak hesaplama yapılmıştır.
Oysa; böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, öncelikle davacının sağlığında ne iş yaptığının ve bu işten elde ettiği/edebileceği gelirinin daha net kriterle ile ortaya
konulması gerekmektedir. Şu durumda; mahkemece, öncelikle davacıya bu konuda ispat imkanı verilmesi, sağlığında tornacı olarak çalışıp kazanç elde ettiğine ve kazancının, net asgari ücret üzerinde olduğuna ilişkin varsa delillerini bildirmesinin istenmesi ve bu konu ile ilgili kuruluşlara yazı yazılarak muhtemel gelirin tespit edilerek bu miktara göre tazminatın belirlenmesi ve kazanılmış haklar da dikkate alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece davacının bu yöndeki iddiası ve tanık beyanları ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı …,… Sigorta A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş’ye geri verilmesine 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.