YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15365
KARAR NO : 2013/4875
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalıya ait ve onun yönetimindeki aracın karıştığı kazada dava dışı 3. kişilere ait araçların hasarlandığını, toplam 5.030 TL hasar bedelini ilgilisine sigortalıya ödediğini, davalının olay anında alkollü olduğunu, diğer araçların sürücülerine alkol testi yapıldığını, davalının kazada yaralanması sebebiyle alkollü olduğu belirtilerek hastanede alkol durumunun belirlenmesi ve tedavi için hastaneye gönderildiğini ancak davalının hiç bir muayeneyi kabul etmediğini, buna dair tutanak bulunduğunu, davalı hakkında ödenen bedelin tahsili amacıyla Manisa 6.İcra Müdürlüğünün 2010/1856 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin alkollü olmadığını, alkollü olduğuna dair hiç bir kayıt ve belge bulunmadığını, hastaneden kaçmadığını, ispat külfetinin davacıda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile Manisa 6.İcra Müdürlüğünün 2010/1856 sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 4.680 TL üzerinden devamına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ZMSS sözleşmesine dayanılarak sigorta şirketi tarafından davalı sigortalı aleyhine itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.nın 48.maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ” Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1 maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konuda ile ilgili olan “b-2” bendinde alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kulanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinde tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerinin kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenlenen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup aynı maddenin 2. fıkrasında yönetmelik düzenlemesine olarak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal
dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ıspat yükü TTK.nin 1281 maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleyip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK.nın 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalıya ait araç, davacı … şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olup 15.8.2007 tarihinde saat 23.30 sıralarında yaralamalı ve hasarlı trafik kazasına karışmıştır. Kaza tutanağına göre davalı yönetimindeki araçla Turgutlu-Manisa istikametine seyrederken bölünmüş yolda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı yola geçerek önce …’in kullandığı … plakalı kamyonetin sol ön tarafına çarpmış daha sonra sürücü … idaresindeki … plakalı otomobille karşılıklı çarpışmışlardır. Davalı …’ın bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin şeridine girme kuralını ihlalden %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Kazaya karışan diğer araçların sürücülerinden … Jandarma Komutanlığındaki ifadesinde, aracı ile kendi yolunda seyrederken ters yönden gelen davalı aracının sol ön kısmı ile kendi aracının sol ön kısmına çarptığını, daha önce de …’in aracına çarptığını, davalının kaza anında alkollü olduğunu ne yaptığını bilmediğini söylemiştir. Sürücü … de aracı ile seyir
halindeyken davalının bölünmüş çift şeritli yolda karşıdan gelerek aracının sol yan tampon kısmından çarptığını, arkasından gelen …’un aracına da sol yan kısmından çarptığını, davalının alkollü olduğunu, bira şişelerinin yerlere döküldüğünü beyan etmiştir. Davalı aleyhinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Manisa 2. Sulh Ceza Mahkemesine dava açılmış, davalı savunmasında bölünmüş yolda yol yapımı inşaatı olduğunu, inşaat olduğu hakkında işaret ve işaretçi olmadığını, yolun eski durumunu bildiğinden yeni yolda karşı yola geçerek istemeden müştekilerin araçlarına zarar verdiğini, alkollü olmadığını ifade etmiştir. Bu dosyada mahallinde yapılan keşiften sonra alınan trafik bilirkişi raporunda, davalının “taşıt giremez” işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit rampa ve bağlantı yollarına girme ve şeride tecavüz etme kurallarını ihlalden %100 kusurlu olduğu, diğer araç sürücülerinin kusurlarının bulunmadığı belirtilmiş, mahkemece 21.4.2008 tarih 2007/664-2008/337 sayılı kararla davalının neticeden 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; hüküm temyiz edilmeden 16.5.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Diğer sürücülerin alkollü olmadığı, tesbit edilmiş, davalı olayda yaralandığından alkol kontrolünün hastanede yapılması için hastaneye sevk edilmiş, kaza tutanağını düzenleyen resmi görevlilerce düzenlenen 15.8.2007 tarihli tutanakta şahsın alkollü olduğu alınacak doktor raporuna göre işlem yapılacağı belirtilmiştir. Jandarma görevlileri ve Manisa Devlet Hastanesi nöbetci adli tabibi tarafından imzalı 16.8.2007 tarihli saat 00.15 te düzenlenen tutanakta davalının yaralı olduğu ve hiç bir muayeneyi kabul etmediği bildirilmiştir.
Davalı 6.10.2011 tarihli oturumda, kazanın şokunu atlatınca dinlenmek için evine gittiğini, alkol muayenesinden kaçmadığını beyan etmiş, hazırlıkta ise polis memurlarının hastanede ısrarla ifade almak istediklerini, ifade verecek durumda olmadığından hastaneyi terk ettiğini söylemiştir.
Davalı tanığı … 28.2.2012 tarihli duruşmada, davalının yönetimindeki araçla birlikte arkadaş ziyaretinden dönerlerken yol çalışması olduğunu, duble yola ters istikamete girdiklerini, karayollarının uyarıcı levhası olmadığını, alkollü olmadıklarını ifade etmiştir.
Mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan 9.7.2012 tarihli raporda, davalının olayda %100 oranında kusurlu ve karşı araçlarda toplam 4.680 TL tutarında hasar olduğu tesbit edilmiş davalı vekilinin itirazına rağmen nöroloji uzmanı bilirkişiden alkolün kazanın meydana gelmesinden münhasıran etkili olup olmadığı hususunda rapor alınmadan davalının alkollü olduğu, bunu gizlediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ve tanığı, olay mahallinde yol yapımı çalışması olduğunu ileri sürmüşlerse de kaza tesbit tutanağında yolda çalışma, görüşe engel cisim, aydınlatma trafik işaret levhası olmadığı tesbit edilmiştir. Yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin saptanması gerekir. Bu konuda mahkemece inceleme yaptırılmamıştır.
Bu durumda mahkamece davalı …’ın olay anında alkollü olduğunun kabulü ile aralarında nöroloji ve kusur konusunda trafik uzmanının bulunduğu İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğünün fen heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol, hava, gün, trafik durumu, Manisa 2. Sulh Ceza mahkemesi dosyası kapsamı, davacı iddiası, davalı vekilinin savunması ve itirazları, tanık ve mağdurların ifadeleri, önceki bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da kazanın meydana gelmesinden etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı oludğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.