YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1656
KARAR NO : 2020/3553
KARAR TARİHİ : 16.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edenlerinin 863 ada 29 parsel sayılı taşınmazı, 50 seneyi aşkın bir zamandır aralıksız olarak ve malik sıfatı ile kullandığını, dava konusu taşınmazın bağış yoluyla Türkiye Göçmen ve Mülteciler Yardım Komitesi adına tescil edildiğini, ancak söz konusu derneğin varlığını kaybetmiş, yok hükmünde ve varlığı ıspat edilemeyen bir dernek olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazla ilgili daha önce aynı konuda iki kez dava açıldığını ve ikisinin de reddedildiğini beyan ederek davanın kesin hüküm bulunması nedeni ile reddini talep etmiştir.
Davalı olarak gösterilen Göçmen ve Mülteciler Yardım Türkiye Yardım Birliği’ne tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece, davacıların dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlik iddiasında bulunduğu, ancak aynı taşınmaz için daha önce davacı … tarafından kazandırıcı zamanaşımı iddiasına dayalı tescil talebinde bulunulduğu, iddiasının haklı bir sebebe dayanmadığından tescil davasının reddine karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacıların dava konusu yeri işgale devam etmelerinde iyi niyetli olduklarını ileri süremeyecekleri ve kazandırıcı zamanaşımından yararlanamayacakları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK’nin 713/2. fıkrasında düzenlenen “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 863 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu ile 11/10/1952 tarihinde Türkiye Göçmen ve Mülteciler Yardım Komitesi adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya bir payın koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK’nin 713/2.maddesindeki düzenlemedir. Anılan maddede “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Kanundaki “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” düzenlemesinden; tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, Yargıtay İçtihatlarına göre, tapu kütüğündeki bilgi ve belgelerden genel olarak gerekli dikkati gösteren kişilerin malikin kim olduğunu anlayamayacağı haller amaçlanmıştır. Tapu kütüğündeki malik sütununun boş ve açık bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, böyle bir kişinin hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmaması, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılabilir(Yargıtay HGK’nin 10.4.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Soyut ve nam-ı mevhum(sanal, mevcut olmayan hayali kişi) bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde de, maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir
Kayıt malikinin, tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olması, mirasçılarının belirlenememesi gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Yine, tapu sicili ekindeki kadastro tutanağı, tedavül(el değiştirme) ve bunlara esas kayıt ve belgelerden tapu malikine ilişkin bilginin mevcut olması durumunda da bilinmeyen kişi olarak kabul edilmez.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı incelendiğinde,eski tapu kaydına dayalı olarak,Türkiye Göçmen ve Mülteciler Yardım Komitesi İstanbul Şubesi Başkanlığı Ord. Prf. Dr. Fahrettin Kerim Gökay’ın dava konusu taşınmazın tespitini talep ettiği ve tespitin bu şekilde davalı Birlik adına kesinleştiği görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; dosya içinde bulunan dava konusu parsele ait kadastro tutanağındaki bilgiler, kadastro tutanağının dayanağı olan tapu kayıtları ile dosya kapsamına göre, tapu malikinin bilinmeyen bir dernek/birlik olduğunu söylebilme olanağı yoktur. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7).
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.