Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2018/5231 E. 2020/4425 K. 07.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5231
KARAR NO : 2020/4425
KARAR TARİHİ : 07.07.2020

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili asıl davada; 18.09.2013 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu motorsikletle davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek değer artırma hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; birleşen davada, aynı kazada motorsikletin sürücüsü …’nın da vefat ettiğini belirterek değer artırma hakları saklı kalmak kaydıyla davacı anne ve baba için ayrı ayrı 1.000,00’er TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; asıl davadaki talebini 28.04.2015 tarihinde 30.030,57 TL’ye; birleşen davadaki taleplerini 21.04.2015 tarihinde davacı anne için 25.862,40 TL’ye, baba için 22.333,44 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibari ile davanın kabulü ile, 22.333,44 TL maddi tazminatın davacı …, 25.862,40 TL maddi tazminatın …, 30.030,57 TL maddi tazminatın …’ye velayeten …’a dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1086 Sayılı HUMK’nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK’nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Ayrıca; 1086 Sayılı HUMK’nun 45. maddesi ile 6100 Sayılı HMK’nun karşılık 166. maddesi uyarınca, asıl ve birleştirilen dava dosyaları birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava olup, asıl ve birleştirilen her dava hakkında usul hükümlerine göre ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Yukarıda belirtilen ilkeler gözardı edilerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması doğru görülmediğinden, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 07/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.