YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4694
KARAR NO : 2020/1644
KARAR TARİHİ : 20.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen davada; Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz başvurusu mahkemenin 26.05.2015 tarihli ek kararıyla süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve ek karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, maliki olduğu 3 no’lu bağımsız bölüme davacı yanca tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 4.950 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Öncelikle irdelenmesi gereken husus; davalı vekilinin temyizinin süresinde olup olmadığı hususudur. Davalı vekiline gerekçeli karar evrakı MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edilmiştir. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, muhatabın adres kayıt sistemindeki mernis adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanunu’nun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır. Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan MERNİS adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip tebligatın buraya yapılması gerekirken, ilk seferde doğrudan Kanunun 21/2. maddesine göre tebligat yapılması usulüne uygun olmadığından mahkemenin 26.05.2015 tarihli ek kararı kaldırılarak davalı vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir .
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek asıl davada karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu 3 no’lu bağımsız bölümü davacının 07.12.2012 tarihinde iktisap ettiği, mahkemece onaylı mimari projeye göre davalının kullandığı dairenin davacı yanca iktisap edilen 3 no’lu daire olduğu ve esas itibarıyla davalının 4 no’lu bağımsız bölüm maliki olduğu, bilirkişice davalının taşınmazı 2012 yılı Temmuz ayından itibaren kullanmaya başladığı beyanı doğrultusunda 2012 yılı temmuz ayı ile 2014 yılı arası dönem için 9.529 TL ecrimisil oluştuğu yönünde hesap yapıldığı, mahkemece taleple bağlı kalınarak 4.950 TL ecrimisilin hüküm altına alındığı sabittir.
Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminattır.
Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu , somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir .
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.
Mahkemece emsal araştırması yapılarak, somut verilere dayalı olarak, davacının iktisap tarihi ile dava tarihi arası dönem için yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda araştırma yapılarak ve ilk belirlenen ecrimisil miktarına ÜFE artış oranının tamamı yansıtılarak sonraki döneme doğru hesap yapılması gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir .
SONUÇ: Mahkemenin 26.05.2015 tarihli, davalı vekilinin temyizinin süresinde olmadığı yönündeki Ek Kararının kaldırılmasına; yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.