Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2010/9035 E. 2010/12276 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9035
KARAR NO : 2010/12276
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

Davacı, trafik kazasında yaralanan sigortalı için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının, 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan …..vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve….. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum ve davalılardan …….. vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Usul hukukunda, açılan bir davanın devamı sırasında, üçüncü kişiye dahili dava yoluyla husumetin yöneltilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde, devam etmekte olan bir davada, dahili dava yoluyla 3.kişiye husumetin yöneltilmesi, ancak, dava konusu olan hak ve borcun iştirak halinde mülkiyette olduğu gibi, birden fazla kişi arasında ortak olup, mahkemece bütün kişiler hakkında aynı şekilde, tek bir karar verilmesi gereken haller ile, Kanun Koyucunun, gerçeğin daha iyi ortaya çıkması ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin daha iyi karara bağlanması için, birden fazla kişiye dava açılmasını zorunlu kıldığı (nesebin reddi davası ve asli müdahalede olduğu gibi) durumlarda mümkündür.
Eldeki dava dosyasına konu hukuki ihtilafın, anılan istisnalar kapsamında bulunmayıp,… dahili dava yoluyla husumetin yöneltilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, davacı tarafından sigorta şirketine yönelik açılacak davanın, iş bu dava ile birleştirildikten sonra, varılacak sonuca göre, hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
3-Davayı geri alma, başka anlatımla davayı takipten sarfınazar etme; HUMK. 185. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddenin 1. bendinde “Müddeaaleyhin rızası olmaksızın müddei davasını takipten sarfınazar edemez.” hükmü getirilmiştir. Davadan vazgeçen, başka bir ifadeyle davasını geri alan davacı, davanın temeli olan hakkın özünden feragat etmemekte, davasını o an için geri alarak, ileride aynı konuda tekrar dava açabilme hakkını saklı tutmaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde, davacı Kurum vekilinin, 05.10.2007 tarihli dilekçesine konu talep irdelendiğinde, davacı vekilinin, talep sonucunun bir kısmından vazgeçmesi nedeniyle, vazgeçtiği tutar yönünden davasını geri aldığı açıktır. Davalı vekilinin, 01.11.2007 ve 27.12.2007 tarihli celselerdeki, “düzeltme dilekçesine bir diyeceğimiz yoktur” ve “düzeltme dilekçesi göz önüne alınarak… karar verilmesini talep ediyoruz” şeklindeki beyanları karşısında, davalı tarafından, davacının davasını geri almasına muvafakat edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davadan vazgeçilen talep sonucu yönünden karar verilmesine mahal bulunmadığı yönünde hüküm tesisi gerekirken, kesin hüküm oluşturacak nitelikte, yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde değildir.
4-Kabule göre de, davacı vekilinin 05.10.2007 tarihli dilekçesinde, fazlaya dair haklarını saklı tutarak, talep miktarını 8.419,25 TL. olarak düzelttiklerini bildirmesi ve 27.12.2007 tarihli celsede, kusur durumuna göre talebi düzelttiklerini beyan etmesi gözetilerek, davacının toplam zararının kusur karşılığını aşan miktar yönünden davasından sarfınazar ettiğinin kabulüyle, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu oluşan Kurumun toplam zararının kusur karşılığının hüküm altına alınması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, vazgeçme ile düzeltilen talep miktarından, davalının kusuruna karşılık gelen tutarın hüküm altına alınması; ayrıca, dahili davalı sigorta şirketi tarafından, zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesinin, kazadan sonra tanzim edildiğinin ileri sürülmesi ve ibraz ettiği belgede, poliçenin tanzim tarihinin, kaza tarihinden sonraki 01.02.2002 tarihi olması, davalı Mustafa Etlik tarafından ibraz edilen sigorta poliçesi suretinde ise, tanzim tarihinin 07.08.2002 tarihi olması karşısında; belgeler arasındaki çelişki giderilerek, varılacak sonuca göre, sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ve davalılardan …….vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan İsviçre Sigorta A.Ş.’ye iadesine, 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.