Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2017/1312 E. 2020/1700 K. 10.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1312
KARAR NO : 2020/1700
KARAR TARİHİ : 10.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılarla aralarında 16/03/2010 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesi imzalandığını, ücretin 6.000,00 TL olarak belirlendiğini, ancak davalı avukatların haklı bir sebep göstermeksizin vekillikten istifa ettiğini, sözleşme konusu dosyalardan yapılan tahsilatlardan kendisine ödenmeyen tutarların olduğunu ileri sürerek ödenen 6.000,00 TL vekalet ücreti ile borçlulardan tahsil edilip kendisine verilmeyen şimdilik 4.000,00 TL alacak olmak üzere toplam 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, yapılan tahsilatlar hakkında davacıya detaylı bilgi vermelerine rağmen davacının hesapların hatalı olduğunu ileri sürerek kendilerini hırsızlıkla suçladığını, büro kapısında bekleyip taciz ve tehditlerde bulunduğunu, davacının bu şekilde kendilerini istifa etmeye mecbur bıraktığını, istifaları mahkemece haklı bulunmasa bile 2009 yılının Mart ve Kasım ayları arasında ilgilendikleri onlarca icra dosyasındaki emeklerinin karşılığının verilmesi gerektiğini, tahsil edildiği halde davacıya verilmeyen bir miktarın olmadığını, 15/10/2009 tarihli talimatnameye göre davacının toplam 1.542,00 TL vekalet ücreti borcunun olduğunu ileri sürerek; davacının davasının reddine, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutulması kaydıyla şimdilik 1.542,00 TL vekalet ücretinin 04/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziye birlikte tahsiline karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, karşı dava tefrik edildikten sonra asıl davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava, haksız istifa nedeniyle ödenen vekalet ücretinin iadesi ile vekilin, 3 kişilerden vekil edilen hesabına aldıklarının vekil edene verilmesine ilişkindir.
Davalılar, istifa nedeni olarak, davacının takip edilen dosyalarla ilgili olarak yapılan hesapların hatalı olduğunu iddia ederek kendilerini taciz ve tehdit etmesi ile hırsızlık suçlamasında bulunmasını göstermişseler de vekilin hesap verme yükümlülüğü (TBK m. 508) dolayısıyla davacının hesaba itiraz etmesi haklı istifa nedeni olmadığı gibi davacının hakaret, tehdit ve tacize ilişkin eylemleri de davalılarca ispatlanmış değildir. Bu durumda davalıların istifalarının haklı bir nedene dayandığından söz edilemez. Mahkemece, bu husus gözardı edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı, davalıların kendi hesabına tahsil ettiği paralardan kendisine verilmeyen miktarların olduğundan bahsetmiş, ancak bu iddiasını ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmamıştır. 6100 sayılı HMK m. 31’de düzenlenen hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında mahkemece, davacıya talebini açıklaması için süre verilmesi, hangi dosyalardan tahsilat yapıldığı belirlendikten sonra bu dosyalar üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılarak tahsil edilen paraların davacıya verilip verilmediğinin tespit edilmesinden sonra karar verilmesi gerekirken, davacının iddiasını doğrulayan bilgi ve belgelerin olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.