YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6350
KARAR NO : 2013/8813
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, inşaat sahasında meydana gelen kaza sonucu park halindeki araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, hasar bedeli 13.491,68 TL’nin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, kaza yerinin karayolu olmaması nedeniyle ödenen bedelin rücuan tahsili için davalılara yönelik icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacı … şirketinin rücu hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın zorunlu trafik sigortacısının karşı araç hasarı için ödediği bedeli sigortalısından rücuan tahsili istemine ilişkin olduğu, kaza yerinin karayolu olmaması nedeniyle hasarın sigorta teminatı kapsamında olmadığı, davacının sigorta teminatı kapsamında olmayan bir hasarı karşılamış olması nedeniyle ödediği bedeli sigortalısından talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı … yönünden davanın reddine, dava dilekçesinde davalı …’ın yetkiye itirazının yerinde olmadığı belirtilmişse de sonuç kısmında yetki itirazının kaldırılması
talep edilmemiş olduğundan ve bu davalı yönünden yetki itirazı nedeni ile takip durdurulmuş olduğundan bu kişiye karşı açılan davanın de reddi gerektiği gerekçesiyle davalı … yönünden de davanın reddine, davacının asıl alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı …, davaya konu Elazığ 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2582 takip sayılı dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde borca ve icra dairesinin yetkisine itirazda bulunmuştur. Bu durumda İİK’nun 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasında mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisinin araştırılması ve şayet icra dairesinin yetkisine ilişkin itiraz yerinde değil ise itirazın iptalinin esasına karşı itirazın incelenmesine geçilerek hüküm kurulması, icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna varılıyor ise o zaman borcun esasına yönelik itirazın incelenmesine geçilmeksizin icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın adı geçen davalı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de; Bir rizikonun meydana getirdiği zararın sigorta kapsamına girebilmesi için, o rizikonun motorlu araç tarafından karayolunda meydana getirilmiş olması zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde, karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 2/2. maddesinde, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj yolu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrolü kara yollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımları da bu yasa uygulaması bakımından karayolu olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda, kazanın meydana geldiği yer inşaat sahasıdır, bu nedenle rizikonun teminat dışında kaldığı, bu durumda davacı şirketin teminat kapsamında olmayan riziko zararının ödediği savunulmuştur.
O halde mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında, kaza yerinin kaza tarihi itibariyle karayolu sayılan bir yer olup olmadığı, bu suretle rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmayacağı hususu olay yerinde keşif yapılarak saptanmalı, karayolu olduğunun anlaşılması halinde davacı … şirketinin davalı …’in işleteni olduğu aracın zorunlu trafik sigortacısı olması ve aynı zamanda karşı aracın da kasko sigortacısı olması nedeniyle hem zarar gören hem de zarar sorumlusu kavramlarını üzerinde topladığı, bu haliyle alacaklı ile borçlu sıfatının birleştiği, bu durumda davacının, zorunlu trafik sigortasının poliçe limiti üzerinde bir ödeme yapmış ise bunu davalılardan isteyebileceği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.